1. YAZARLAR

  2. Metin ÖZER

  3. NASIL GAZETECİ OLDUM?
Metin ÖZER

Metin ÖZER

Gazeteci
Yazarın Tüm Yazıları >

NASIL GAZETECİ OLDUM?

A+A-

Facebook’ta malum insanın mezun olduğu okul falan gözüküyor.
Genç bir arkadaşın dikkatini çekmiş.
Ben Elektronik mühendisiyim aslında.
O arkadaş da mühendislikle gazetecilik arasında bir bağ kuramayınca merak etmiş, nasıl gazeteci olduğumu..
Bunu bunu sordu.
Bende şaka yollu, “Gazetecilikle mühendislik arasında çok derin ilişki var. Sonuçta gazetecilik toplum mühendisliğidir” dedim..
Gülüştük.
Benim gazeteci oluşumun emin olun film gibi bir hikayesi var.
Hazır sorulmuşken müsaadeniz ile onu bir anlatmak isterim.
Yıl 1985’di.
Erciyes Üniversitesi’nin Elektronik Bölümü’nden mezun oldum.
Niyetim önce askere gidip daha sonra işe bakmaktı.
O zamanlar çok fazla elektronik mühendisi olmadığı için nereye başvursan emin olun kapıda karşılıyorlardı..
Kısaca kadrosu müsait olan her yere girebiliyordun.
Askerlik başvurusu falan yapmak için Ankara’ya geldim.
Rahmetli Yalçın Abi’m ile otururken haber geldi.
O günlerde Allah Rahmet etsin Turgut Özal Başbakan’dı..
Özal abimi Başbakanlığa çağırmış.
Özal ile abim arasında inanılmaz bir dostluk ve arkadaşlık vardı. 
Evde yemek verirler dışarıda sohbet ederlerdi.
Abim giderken, “Ya ben Özal’a hiç karşılaşmadım. Bende görseydim” dedim.
Abim biraz düşündü, “Hadi seni de götüreyim, tanısın seni” dedi.
Beraber gittik.
Özal’ın Başbakanlık makamına girdik.
Baktım Özal küçücük bir adam. Ben biraz daha uzun sanıyordum. Sevecen ve babacan bir insan.
Tokalaştıktan sonra abime dönüp, “Bu delikanlı kim Yalçın?” dedi.
Abim de, “Benim birader” dedi.
Elimi bırakmadan ayaktayız o anlarda çünkü.
“Nerede okuyorsun?” diye sordu . Ben de, “Elektronik mühendisi oldum efendim” dedim.
Eyvah.
Özal’ın bakışı değişti.
“Ben mühendisleri çok severim” deyip elektronik ile alakalı dünyadaki son gelişmeleri bir anlatmaya başladı, hocalarım bunların yüzde 10’u bilse şok olurdu.
Ben bile , “Vay be benim bölüm ne bölümmüş” dedim kendi kendime..
Sonra abimle gündemdeki konuları konuştular.
Kalkmaya yakın bana döndü, “Eee delikanlı nerede çalışmayı düşünüyorsun” dedi.
Bende aslında askerlik niyetim olduğunu söyledim.
Özal’da önce;” Bir işe yerleş orayı tanı sonra vatan görevini yapıp işine geri dönersin” dedi.
O zamanlar her elektronik mühendisinin hayali THY’idi.
Hem maaşı yüksek hem de havalı bir yerdi.
Ben de ağzımdan , “Efendim ben THY’yi düşünüyorum” dedim, Özal başka bir şey dememize fırsat vermeden telefonu kaldırdı:
- Bana THY Genel Müdürü’nü bağlayın.
Kalbim hızlı hızlı çarpmaya başladı. Abim bana ben abime baktık.
Adamı bağladılar.
Özal, “Bak burada bir genç var. Bunun geleceği parlak. Bu benim oğlum sayılır artık. Onu işe al ve yetiştir. Her şeyi öğret. İleride onu senin orda yönetici yapacağım” dedi.
Ayaklarım yerden kesildi.
Her şey bir anda oldu.
Enver Abi’ye bile danışma fırsatı olmadı.
Elini öptüm çıktık.
Büroya geldik. THY Genel Müdürü aradı. Bazı evraklar istedi. Birkaç gün sonra yanına gelmemi tembih etti.
Enver Abi sanırım yurtdışındaydı.
Abim, “Ben Enver Abi’ye durumu anlatırım. Başbakan isteyince sanırım bir şey demez. Sen git evrakları tamamla” dedi.
Kayseri’ye dönüp evrakları aldım ve İstanbul’a gittim.
Genel müdür ile randevum akşama doğruydu.
Elimde dosya öğle saatlerinde Cağaloğlu’nda Türkiye Gazetesi’ne gittim.
Arkadaşlarım vardı.
Maksadım onlarla vakit geçirip daha sonra THY’ye geçmekti.
Kayıdan içeriye girdim, Enver Abi ile göğüs göğüse geldik.
Beni görünce, “Hayrola” dedi.
Ardında sanırım Kenan Akın vardı bir de yanlış hatırlamıyorsam İsmail Kapan da vardı. Mahmud Amca da vardı gibi..
Ben de biraz da göğsümü kabartarak, “Efendim Elektronik mühendisi oldum. THY’de işe başlayacağım mühendis olarak” dedim.
Enver Abi, “Ne THY’si, o nerden çıktı? “ dedi.
Ben bir şey demeden katıla katıla gülmeye başladı.
Sokakta oluyor bunlar.
Enver Abi o kadar gülüyor ki herkes bakıyor.
Ben hiç anlamadım niye güldüğüne..
Sonra buyurdu ki, “Ne THY’si ne mühendisliği… Senden mühendis mi olur yav? Allah muhafaza sen teyyareleri düşürürsün. Bi sürü insanın kanına girersin. Sen öyle bir odada modada duramazsın. Senden hiçbir şey olmaz. Senden sadece gazeteci olur”
Arkasındakiler hemen tasdik etti.
“O elindeki ne?” dedi. Bende, “Genel müdürün istediği evraklar efendim” dedim.
“Ver bakayım onları bana” dedi.
Aldı evraklarımı cart cart yırttı.
“Hadi geçmiş olsun. Milletin canını kurtardık böylece artık gazeteci oldun. Kenan Abi buna hemen bir masa var muhabir olsun. Sende yarım saat sonra odama gel” buyurdu.
Ben orda öylece dona kaldım.
Birileri sarılıp kutluyor ama ne olduğumu bile anlayamadım.
Beni yukarı çıkardılar bir masa verdiler. Bir de üzerinde daktilo.
Aklım başıma gelince hemen abimi aradım.
Abime durumu anlatınca, “Tamam işte . Ne THY’si ora zaten içime sinmedi. Enver Abi çok iyi etmiş. Çok sevindim” dedi.
Ben Allah biliyor içimi zaten gönlüm gazetecilikten yanaydı. 
Okulun son dönemlerinde muhabirlik yapıyordum.
Neyse Enver Abi’ye gittim,
Emin olun bugün geleceğim noktayı, o gün satır satır anlattı ve hepsi birebir zuhur etti.
Söz dinlemek böyle bir şey hamdolsun.
Allah Enver Abi’mden razı olsun.
Yan tarafa döndü bana bir çanta uzattı.
Dedi ki, “Bu bana hazırlanmıştı. Kısmet sanaymış. Bu çanta Enver Abi’nin sana hediyesidir. Her ne olursa olsun bunu bırakma.”
İçinde fotoğraf makinaları, teypler ve teleobjektif olan çanta halen bende durur ilk günkü gibi…
Kalacağım evime kadar ayarladı.
Bitti mi? 
Bitmedi..
Enver abi bana haber kaynakları bile verdi. 
Neyse ben gazeteciliğe başladım ama bir sıkıntımız var.
Babam beni THY’de mühendis olarak çalışıyor biliyor.
Gazeteci olduğumdan haberi yok.
Abim aradı, “Gidip babama durumu anlatalım da helallik al” dedi.
Kalktık Kayseri’ye gittik.
Yalçın Abim yavaş yavaş konuya girip, “Baba Metin’de gazeteci oldu” dedi.
Babam bir bana bir abime baktı;
“Birinizi okuttum doktor yaptım, gitti gazeteci oldu. Öbürünüzü okuttum mühendis yaptım, o da gitti gazeteci oldu. Ulan madem gazeteci olacaktınız yıllardır bana bu zulmü niye yaşattınız. Yıkılın karşımdan” dedi.
Baba tabi..
Ertesi gün yumuşadı.
Enver Abi ile ne zaman karşılaşsa dua ederdi ve , “ Allah senden razı olsun. Çocuklarıma ekmek verdin” derdi.
Babam halen sağ ve yine Enver Abi’ye dua ediyor şükürler olsun.
İşte yazgı veya kader böyle bir şey.
Gazetenin kapısındaki bir saniyelik denk gelme bütün hayatımı değiştirdi.
Ömrümü o karşılaşmayı bana nasip eden Rabbim’e şükür ederek, Enver Abi’me de dua ederek geçirdim.
Sonuç;
“Ne oldum” demeyin “ne olacağım” deyin.
Büyüklerine tam teslim olun.
Bilemiyorum iyi bir gazeteci olabildim mi?
Onun da takdiri sizlere ait.
Ama Enver Abim’e sadık oldum şükürler olsun.
Allahü teala emanet olunuz Efendim

METİN ÖZER

Bu yazı toplam 359 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.