1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. ODA TV ve eksik kalmış adalet...
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

ODA TV ve eksik kalmış adalet...

A+A-

Meslektaşlarımız Ahmet Şık, Nedim Şener, Coşkun Musluk ve Sait Çakır'ın dün gece geç saatlerde tahliye edilmesi hepimizi sevindirdi. Tahliye edilen tüm gazetecilerin arkadaşları, "eşeğini önce kaybedip sonra da bulduğu için sevinen" kişilere döndü. Silivri Cezaevi'nin önünde ve ekranlarda adeta bir bayram yaşandı.

Bu sevinç gösterileri ve medyanın tahliyelere gösterdiği ilgi; sebepsiz değil... Ahmet ve Nedim'le özdeşleşen ''Oda TV Davası'' başından beri "anlaşılamaz" bir hal içindeydi... Başta Soner Yalçın ve çalışma arkadaşları olmak üzere, Nedim'le Ahmet'in neden tutuklandığı konusunda kamuoyuna tatmin edici bir açıklama yapılamadı. Gözaltına alınan gazetecilerin durumu medyada gündeme geldiğinde, AKP'ciler "Bekleyin, neler neler göreceksiniz..." yollu savunmalar yaptı.

Fezlekeydi, iddianameydi derken, mahkeme günleri gelip çattı. İddianame olarak önümüze konulan belgede, kimin kiminle hangi haber için konuştuğunu gösteren "tape"lere bolca yer verildiği görüldü. Soner Yalçın ile ODA TV'de çalışan Barış Terkoğlu'nun kendi aralarında habere ilişkin yaptıkları konuşmalar bile "örgüt bağlantısı" olarak gösterildi.

O günlerde kaleme aldığımız bir yazıda, "Bu iddianameye göre, Türkiye'de gazetecilik yapmak tamamen imkansız hale geliyor" demiştik. Zira; ODA TV iddianamesine göre, "AKP aleyhine haber yapmak" adeta bir suç gibi sunuluyordu. AKP'lileri rahatsız edecek her türlü haber, iddianamde "komplo" olarak yorumlanıyordu.

ODA TV Davası'nı ''ilginç'' kılan tek şey, kuşkusuz bu değildi. Nedim ve Ahmet'in tutuklanmasına yol açan gelişmelerin, Hrant Dink Davası ve Fethullah Gülen Cemaati'nden bağımsız ele alınamayacağı konuşulmaya başlandı. İddialara göre, Nedim Şener, Hrant Dink cinayetinde ihmali olan polislere ilişkin önemli bilgilere ulaşmıştı. Ahmet Şık da Fethullah Gülen Cemaati'ni rahatsız edecek bir kitap üzerinde çalışıyordu. Her iki gazetecinin alel-acele tutuklanmasında bu iki olgunun büyük payı olduğu defalarca dile getirildi.

ODA TV gözaltıları ve peşi sıra başlayan dava sürecinde, Türkiye ilklere de şahit oldu. ''Basılmamış'' bir kitap polis tarafından imha edildi. Gazete büroları, yayınevleri basıldı, onlarca bilgisayarda arama yapıldı. Türkiye, bir anda "ileri demokrasi" lafını unutmuş, ancak ve ancak totaliter yönetimlerde görülebilecek uygulamalara şahit oluyordu.

Bu süreç içinde, AKP ile Cemaat arasında bir gerilimin başladığı da ortaya çıktı. İddialara göre, Bülent Arınç, ODA TV operasyonundaki gelişmelerden duyduğu rahatsızlığı ABD'ye giderek Fethullah Gülen'e aktarmıştı. Arınç, 2011 seçimleri öncesi ortaya çıkan manzaradan duydukları rahatsızlığı "yüksek perdeden" dile getirmişti. Gülen'in bu görüşmede, "Kim benim adıma bu tür şeyleri yapıyorsa, bulun çıkarın" dediği söyleniyor. AKP ile Gülen Cemaati perde arkasında ODA TV tartışması yaşarken, kamuoyu önünde ise tam tersi bir çizgi izlediler. Başbakan, Ahmet Şık'ın kitabını "bomba"ya benzeterek, cemaatle seçim öncesi kavga etmeyeceğini ilan etti. Bu tavrıyla, operasyonların siyasi sorumluluğunu da üstlendi. Cemaate bağlı yayınlar ise ODA TV sanıklarının tamamının suçlu olduğuna inanmamız için çaba gösterdi.

Lafı uzatmayalım; dün gece uzun süredir beklediğimiz tahliyeler nihayet gerçekleşti! Gazeteci arkadaşlarımız, baskıcı AKP iktidarının kurduğu Özel Yetkili Mahkemeler'de mesleğimizin yüzünü ağartan ifadeler verdi. Aynı tavırları, cezaevi çıkışında da sürdü. Ahmet Şık, kendi özgürlüğünün sorunu çözmediğini vurguladı ve "Eksik kalmış adalet bu ülkeye hukuk ve demokrasi getirmeyecek" dedi.

Bu sözler, haksız yere cezaevinde tutulan diğer meslektaşlarımızı unutmamamız gerektiğini hatırlatıyor... Aksi taktirde, Nedim Şener'in bugün evinin önünde yaptığı açıklama bir kez daha haklılık kazanır. Nedim, ''Bazı gazeteciler biz içerideyken üzerimize beton döktü..." dedi.

Tek ''suçları'' gazetecilik olan Soner Yalçın ve arkadaşlarının üzerine beton dökülmesine izin vermeyeceğiz. ''Eksik kalmış adalet''in ülkemize demokrasi ve hukuku getirmeyeceğini; hiç unutmayacağız...

www.twitter.com/barisyarkadas

Bu yazı toplam 596 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.