1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. Radikal yazarı, okurunu kandırıyor!
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Radikal yazarı, okurunu kandırıyor!

A+A-

Gazeteciliğin temel kurallarından biri şudur: Köşe yazarı eğer siyaset üzerine yorum yapıyorsa, desteklediği partiyi açıklamalıdır. Bu, okura - izleyiciye karşı bir görevdir. Okur - izleyici takip ettiği gazetecinin fikirlerini yorumlarken bu gerçeği de bilir. Önüne konulan fikirleri de bu gerçeğin ışığında yorumlar... Batı'da bu mesleki kural, sadece gazeteciler için değil, gazeteler için de geçerlidir. Gazeteler, seçim kampanyası öncesi destekledikleri partiyi açıklar. Gazeteler, o partiye desteklerini çektiği taktirde bunu da gerekçeleriyle birlikte kamuoyuna duyurur.

Biz bu ''doğru'' mesleki ilkeyi Gerçek Gündem.com'da hayata geçirdik. CHP'yi desteklediğimizi en başından beri ilan ettik. Okuru kandırmak, manipüle etmek, yönlendirmek, ya da siyasal tercihimizi saklayıp ''tarafsızmış gibi'' davranmak yerine hep açık olduk.

Sitemizin okurları bilirler: Katıldığım tüm TV ve radyo programlarında CHP'ye oy verdiğimi, Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni olduğum Gerçek Gündem'in CHP'yi desteklediğini hiç saklamadım. TV izleyicileri de bunu bilerek görüşlerimi dinledi. Kimi kızdı, kimi destek verdi... Ama en azından hepsi, CHP'ye oy verdiğimi bildi.

Söz konusu CHP olunca, meselenin içine mutlaka ve mutlaka "Gürsel Tekin" de katıldı. Kimileri Gürsel Tekin'le olan yakınlığımızı eleştirdi, kimileri ise bizi "Tekin'in sözcüsü olmak''la eleştirdi. Tekin'le olan arkadaşlığımızı - dostluğumuzu hiçbir zaman saklamadık. ''Sözcü'' yakıştırmasının üstünde bile durmadık. Zira; ne kendimize böyle bir ithamı yakıştırırız, ne de bunu kabul ederiz. Üstelik; Gürsel Tekin'le bir çok konuda ayrı düşündüğümüz de ortadayken... Tekin'le en temel ayrılık noktalarımızdan biri, Kılıçdaroğlu'nun TESEV'in kurucu üyesi olmasına ilişkindir. Biz, "Kılıçdaroğlu TESEV'e üye olamaz" derken, Tekin "Davet etseler, TESEV'e ben de üye olurdum" tezini savunmuştur.

Bunları neden mi anlatıyorum?

Radikal Gazetesi'nin akademisyen bir yazarı var... Adını belki duymuşsunuzdur... Duymanız muhtemeldir, çünkü bir önceki yazımda da kendisinden bahsetmiştim. O yazıdan hatırlarsınız: Koray Çalışkan...

Koray Çalışkan, son bir haftadır CHP üzerine yazılar kaleme almaya çalışıyor. CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı'nın Boğaziçi Üniversitesi'nden arkadaşı olan Çalışkan, CHP'yi analiz etmeye çalıştığı yazılarında, okurlarına gerçeği söylemiyor. Salıcı ile yakın arkadaş olmasına rağmen, sanki "daha bir hafta önce tanışmış gibi" davranıyor. Yazısında bu gerçeği saklıyor ve okurunu manipüle etmeye çalışıyor. Salıcı'nın SuAda'da verdiği kahvaltıya da katılan Koray Çalışkan, CHP İstanbul İl Başkanı'nı anlatırken, ''arkadaş'' olduklarını, aynı üniversitede okuduklarını ve aynı vakıfta çalıştıklarını ise yazmıyor.


Fotoğraf, CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı'nın resmi Facebook sayfasından alınmıştır.

Dün bir okurumun yolladığı yazıdan öğreniyorum ki; Koray Çalışkan'ın manipülasyon faaliyetleri bununla sınırlı kalmıyor. Radikal Gazetesi'ni Fethullah Gülen'in eski öğrencisi Eyüp Can yönettiğinden; Akif Beki de yazarı olduğu günden beri okumadığım için Çalışkan'ın yazısından haberdar değildim. Çalışkan, CHP İstanbul İl Başkanlığı seçimi üzerine, bilip bilmeden yine kalem oynatıyormuş.

Yaptığım alıntıdan hatırlarsınız. Çalışkan, bir önceki yazısında şöyle demişti:

"Gürsel Tekin delegeyi baskı altına almaya çalıştı, genel merkez de buna (Dur) deyince istifa etmek zorunda kaldı. CHP eski anlayışa geçit vermedi."

Çalışkan'a göre, CHP delegesi üzerinde artık baskı kurulmuyormuş! CHP delegesi ''iradesi''ni ortaya koyuyormuş. Tekin de bu tabloya tahammül edemediği için istifa etmek zorunda kalmış...

Çalışkan'ın komiklikleri bununla bitmiyor. Radikal'deki köşesini dün de safsatayla doldurmuş. Akademik kimliği olan biri nasıl böyle yazılar yazıyor, doğrusu anlamak mümkün olmuyor! Çalışkan, yakın arkadaşı Oğuz Kaan Salıcı'ya destek vermek için, aklınca Gürsel Tekin'i ''küçümsemeye'' çalışıyor. Güya Gürsel Tekin, CHP'deki yenileşmeye itiraz etmiş. Kemal Bey de buna tahammül edememiş... Büyük Kurultay'da delegeler Tekin'in üstünü çizecekmiş, Tekin de bunu gördüğü için istifa etmiş...

Koray Çalışkan'ın Tekin'in istifa gerekçeleri üzerine ortaya koyduğu ihtimaller bitip tükenmek bilmiyor. Çalışkan, CHP'li Tekin'in neden istifa ettiğine bir türlü karar veremiyor! Eğer Çalışkan, akademik tezlerini de böyle yapıyorsa, vay bilim dünyasının haline...

Çalışkan'ın adeta "mizah köşesi''ne dönen yazılarını okurken, içimden "Yahu bu Radikal'de CHP'yi bilen tek bir gazeteci de mi kalmadı?" diye geçirdim... Belli ki; kalmamış... Ya da varsa bile, Çalışkan'ı okuyarak zaman kaybetmek istemiyor... Belli ki; Çalışkan da meydanı boş bulduğu için istediği gibi ''sallıyor.''

Bu yüzden; eğer varsa Çalışkan'ı okuyup kafası karışan Radikal okurlarını aydınlatmak da yine bize düşüyor. Çalışkan, "CHP'de parti içi demokrasi uygulanıyor. Delege istediği kişiyi seçiyor" diyor.

Delege seçimlerinde yaşanan rezaleti bir kenara bırakalım. Bu rezaleti Kemal Kılıçdaroğlu kendi ağzından daha önce birkaç kez açıkladı. Kılıçdaroğlu, "Hiçbir yerde sandık konulmadı. Delege seçimleri demokratik olmadı" dedi.

Bunu geçelim....

Koray Çalışkan eğer kötü niyetli değilse, CHP'ye dair gerçekten hiçbir şey bilmiyor. Bakın; çok değil, daha bir gün önce Başakşehir İlçe Başkanı Özgür Karabat, ilçesinin delegelerini parti binasında topladı ve şöyle konuştu: "Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, Oğuz Kaan Salıcı'ya destek vermenizi istiyor. Salıcı için imza toplayacağız. Şimdi bu forma imza atmanızı istiyorum."

Aynı saatlerde, Maltepe'de de benzer bir toplantı yapıldı. Maltepe İlçe Başkanı da delegelere "Salıcı için adaylık imzası verin, genel merkez istiyor" dedi. Bazı delegeler buna itiraz etti. Delegeler, "Salıcı bizim karşımıza aday çıkardı ve kaybetti. Biz eğer onu destekleyeceksek, neden delege seçimi yapıldı ki?" diye sordu.

Pazar günü ise Koray Çalışkan'ın yazısını çürüten farklı bir diyalog yaşandı. CHP İstanbul İl Başkan Adayı Bülent Kerimoğlu ile CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak arasında ilginç bir diyalog yaşandı. Kemal Kılıçdaroğlu'nu karşılamak için havalimanı VIP salonunda bekleyen Kerimoğlu'yla konuşan Erdoğan Toprak, "Biz Oğuz'u destekliyoruz. Kemal Bey bana talimat verdi. Sen de genç bir siyasetçisin, önün açık. Seçime katılma, Oğuz'un lehine çekil'' dedi. Kerimoğlu, bu sözler üzerine "çekilmeyeceği"ni söyledi. (Kerimoğlu bugün Ali Özcan lehine çekildiğini Gerçek Gündem'e açıkladı.)

Burada daha ilginç olan şey ise şuydu: Erdoğan Toprak, Oğuz Kaan Salıcı için kulis yaparken, aynı gün, yani pazar günü Cumhuriyet Gazetesi'nin birinci sayfasında şu haber vardı: "Kılıçdaroğlu: Kimse benim adımı kullanmasın. Ben tüm adaylara eşit mesafedeyim."

Koray Çalışkan, "dayatma"yı demokrasi sanıyor ve CHP'de "parti içi demokrasi"nin yerleştiğini anlatıyor. Çalışkan, verdiğim bu üç örnek üzerine, hala aynı çizgide durmaya ve okurunu kandırmaya çalışacak mı doğrusu merak ediyorum...

Çalışkan bilmelidir ki; CHP İl Başkanlığı seçimi, genel merkezin sultası altındadır. Kemal Kılıçdaroğlu yaptığı açıklamalarda samimi değildir. Kılıçdaroğlu'nun "parti içi demokrasi" iddiası ise boş sözdür. Radikal Yazarı Koray Çalışkan, bu yüzden okurunu kandırmak yerine, yukarıda yazdıklarımın "demokrasi"yle nasıl bir ilişkisinin olduğunu "akademik bir çalışma" yaparak kamuoyunun takdirdine sunmalıdır.

Aksi taktirde, yazılarını Radikal yerine LeMan ya da Penguen'de yazması daha isabetli olacaktır.

www.twitter.com/barisyarkadas

Bu yazı toplam 814 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.