1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Rusya ile mutabakat soruldu

Rusya ile mutabakat soruldu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin'den söz aldığını, YPG'nin rejim elbisesi içinde kalmasına müsaade edilmeyeceğini söyledi.

A+A-

Türkiye, Suriye konusunda Amerika'dan sonra Rusya ile de bir mutabakata imza attı.

Türkiye ile Rusya arasındaki 10 maddelik Suriye mutabakatında, Suriye'nin geleceğine ilişkin yine Türkiye'nin istedikleri oldu.

"PUTİN MÜSAADE ETMEYİZ DEDİ"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Soçi'deki zirve dönüşünde 10 maddelik mutabakata ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, "Putin’e bir hatırlatma yaptık; dedik ki 'Bunlar icabında rejimin elbiselerini giymek suretiyle arazide kalırsa ne olur?' 'Müsaade etmeyiz' dedi. Takipte olacağız." dedi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gazetecilerin sorularına verdiği cevaplar ve değerlendirmeleri şöyle;

KAMIŞLI'DA RUS ASKERLERİ İLE REJİM GÜÇLERİ VAR

SORU- Sayın Cumhurbaşkanı bu davet için teşekkür ederiz. Biz de tarihi bir toplantıya şahitlik ettik. Somut olarak daha net anlayabilmemiz için birkaç noktada sorum olacak. Kamışlı’nın dahil edilmemesi gibi bir ifade oldu. Bu tam olarak ne anlama geliyor? Ortak devriyenin dışında ama YPG’nin olmayacağı 30 kilometre alanın içinde mi Kamışlı?

Kamışlı’nın özelliği şu; Kamışlı şu an itibarıyla Rus askerleri ile rejim güçlerinin bulunduğu bir yer. Dolayısıyla orada bizimle karşı karşıya gelmek gibi bir şeyi arzu etmiyorlar. Biz de zaten böyle bir şeyi arzu etmedik ve başından itibaren Kamışlı tarafında böyle bir şeye girmedik.

VERİLEN SÖZLER TUTULMAZSA, GERİ ADIM OLMAYACAK

SORU- ABD ile anlaşmamızda bir süre vardı. Burada da bir süre var, 150 saat. Eğer Türkiye PKK-YPG güçleri çıkmayı reddederse, kalan yerlere askeri harekat seçeneğini masada tutuyor mu? Bir de Türkiye-Rusya arasında kurulacak mekanizmanın bir yerinde, bir şekilde rejim de yer alacak mı?

Gerek ABD gerekse Rusya ile olan bu anlaşmalarımızda eğer verilen sözler yerine gelmezse bizim için atılması gereken adımlarda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Amerika ile yapılan anlaşma kısmında yine aynı operasyonumuzu kararlılıkla devam ettiririz. Rusya ile ilgili olarak da Sayın Putin çok kararlı konuştu, 'Biz bunları buralardan kesinlikle atarız' dedi. Şimdi tabii bu sözü verdiğine göre atılmayınca bizim görev başlar. O da aynen diğerleri ile ne ise bunlarla da o olacaktır. Değişen bir şey olmaz. Süreci göreceğiz.

SORU- Bu 30 kilometre alandan PKK-PYD nereye çekilecek?

Güneye...

SORU- Peki isim değiştirerek Suriye’de rejim ordusunun içine girer mi? Tekrar Türkiye için tehdit olmaya devam eder mi?

ELBİSELERİ GİYERLERSE MÜSAADE ETMEYECEKLER

Bu konu ile ilgili olarak zaten biz Sayın Putin’e bir hatırlatma yaptık; sizin dediğinizin değişik bir versiyonuydu. Dedik ki 'Bunlar icabında rejimin elbiselerini giymek suretiyle arazide kalırsa ne olur?' 'Müsaade etmeyiz' dedi. Takipte olacağız.

 

ADANA MUTABAKATI SURİYE'YE GİRİŞİMİZİN EN ÖNEMLİ DAYANAĞIDIR

SORU- Mutabakatta dikkatimizi çeken bir ifade oldu. Adana Mutabakatı bu süreçte çok sık gündeme getirildi Rusya tarafından. Hatta en son Lavrov, değişebileceğine atıfta bulundu. Mutabakatta da “Rusya Federasyonu Adana Mutabakatının uygulamasını kolaylaştırır” deniliyor. Bu ne anlama geliyor?

Bizim geçmişte yaptığımız Adana Mutabakatı'na yönelik herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Rejimin Adana Mutabakatı ile ilgili zaman zaman değiştirme yaklaşımları oldu. Lavrov’un söylediği de yumuşatmaya, kolaylaştırmaya yöneliktir aslında. Adana Mutabakatı'nı ilk defa gündeme getiren de Rusya tarafı olmuştur. O günden bugüne kadar zaten Adana Mutabakatı özellikle bizim Suriye’ye girişimizin en önemli dayanağıdır.

SURİYE İLİŞKİLERİNİN GELECEĞİ

SORU- Bu mutabakatta biz Suriye rejimine ilişkin bir ifade okumadık, ancak bundan sonra Türkiye ve Suriye rejimi arasında farklı bir ilişki modeli geliştirilmesi söz olabilir mi?

Bundan sonraki süreçle ilgili olarak biz başta Rusya-Suriye münasebetlerinden hareketle kendimiz için bunu çok daha isabetli bir yol olarak görüyoruz ve bugünkü görüşmelerde de bunun bu süreci çok daha kolay kılacağını gördük ve buna inandık. Temennim odur ki; bundan sonraki süreçte de biz bu münasebetleri kolaylaştıracak adımları dışişleri bakanlığı olsun, savunma bakanlığı olsun, istihbarat olsun, bunları devreye sokarak Rusya tarafından bu işi sürekli gündeme aldık ve gündemde de… Bunlar zaman zaman bize olumlu neticeler de verdi. Bundan sonraki süreçte de biz bunları tabii yine kullanacağız, bundan istifade de edeceğiz.

BİZİM DERDİMİZ BURADAKİ TERÖRİSTLER

SORU- PKK’nın sözde kanton ilan ettiği Ayn el-Arab ele alındı mı? PKK-YPG’den nasıl temizlenecek? Bununla birlikte Sayın Putin’in çok uluslu Suriye tanımı içinde Kürtler vurgusu vardı. Suriye Milli Ordusu’nun temsil ettiği kitleye bir vurgu yapılmadı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aslında Rusya’nın, bizim Ayn el-Arab’a girmemiz konusunda her zaman bazı davetleri olmuştur. Fakat ABD’nin de tam tersine oraya girmememiz istikametinde yaklaşımı olmuştur. Bu yaklaşım aslında Obama döneminde de böyleydi. Ki biliyorsunuz; Obama uçaklarla Kobani’ye silah, mühimmat, her türlü şeyi indirdi ve oradan adeta bizim ülkemize onlar bir huruç harekatı başlattılar. Bugün eğer 350 bin Kobanili ülkemizdeyse bunun müsebbibi birinci derecede Obama’dır ve şu anda bunlar bizde. 'Türkiye’de Suriye’nin kuzeyinden hiç Kürt yok' diyenler yalan söylüyor. Bunun dışında tabi sayıları 3 milyon 600 bine ulaşan Suriyelilere baktığımız zaman ağırlıklı Arap. Onun dışında Ezidi vesaire de var. Biz burada gerek Ruslara gerekse Amerikalılara hepsini anlattık. Bunlardan sonra zaten bu neticeye vardık. Şu an itibarıyla özellikle ısrarla bir şey kullanılıyor; devamlı 'Kürtler aşağı Kürtler yukarı.' Bizim oradaki Kürtlerle bir sorunumuz yok. Bizim derdimiz buradaki teröristlerdir ama bunlar öyle anlatıyorlar ki olayı… 'Kürtler…' Amerikalılardan da böyle dinliyoruz, maalesef Ruslardan da… Herkes… Dün akşam onu da söyledim. 'Bunu bu şekilde kullanmanız Kürt kardeşlerimize saygısızlıktır. Bu saygısızlığı yapıyorsunuz. Lütfen böyle kullanmayın, bizim mücadele ettiğimiz PKK’dır, YPG’dir, yani teröristlerdir. Teröristin hangi ırktan, hangi dinden geldiğinin ne önemi var. Terörist teröristtir.' Mesela DEAŞ… DEAŞ’ın içinde İngiliz'i var, Alman'ı var, Fransız'ı var, Hollandalısı var vesaire… Az da olsa Türk de var. Şimdi biz DEAŞ’ı tanımlarken hangi ırkı öne çıkaracağız? Olmaz! Bu işi bir etnik mücadelenin içine sokmamak lazım. Eğer böyle yaparsak yarın biz başka faturalarla karşı karşıya kalırız. Bunlara dikkat etmemiz lazım. Tabii biz yazılı kayıtlara girerken asla bunu Kürtler diye girmiyoruz. Tamamen terör örgütü olarak giriyoruz. Buradaki olayı da bu şekilde kayda girmiş olduk.

Bu haber toplam 345 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.