1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. Seçim sonrası ilk değerlendirme
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Seçim sonrası ilk değerlendirme

A+A-

Bir ''yerel görünümlü genel seçim''i daha geride bıraktık. Evet, bu seçim özünde ''yerel''di. Ancak hem Erdoğan, hem de muhalefet partileri, seçimi el birliğiyle "genel seçim''e dönüştürdü. Yaklaşık dört ay önce yaptığımız tüm uyarılara rağmen, başta CHP olmak üzere tüm muhalefet partileri bu ''siyasi tuzak''a düştü. Erdoğan, kentlerin sorunları, daha iy bir yönetim, şehirlere vizyon katacak projeler yerine, "kutuplaştırma / ayrışma / ayrıştırma'' siyasetini başarıyla yürüttü.

Ortaya çıkan yolsuzluk dosyaları, tapeler, kirli ilişkiler muhalefetin hem söylem açısından avantajı, hem de dezavantajına dönüştü. Muhalefet, iktidarın kirlenmişliğine vurgu yaparken, Erdoğan başarılı bir manevrayla, "Bana darbe yapıyorlar, bana komplo kuruyorlar" söylemini kullandı ve tabanını adeta "bloke etti, dondurdu.'' Muhalefet partileri, tüm seçim sürecinde adeta bir "buzdağı'na karşı mücadele etti.

Bunda kuşkusuz kendisine "ulusalcı' diyen çevrelerin de çok büyük payı var. Olmayan "Fethullah Gülen - CHP - MHP işbirliği'' söylemi o kadar çok kullanıldı ki; AKP'nin kemik tabanı bile buna inandı. AKP tabanı, "Cemaat Erdoğan'a karşı CHP ile işbirliği yapıyor. Erdoğan'a kumpas kuruyorlar'' duygusunu yaşamaya başladı. Bu da AKP yönetiminin elini güçlendirdi.

Bir başka faktör ise şu:
Erdoğan, medyaya yaptığı baskı sonucu, kamuoyunun özgürce oluşmasını engelledi. Twitter ve facebook gibi sosyal paylaşım sitelerinin kapatılması, merkez medyaya yönelik sansürün ağırlaştırılması, halkın haber alma kanallarını tıkadı. Seçmen, tek taraflı bir propagandanın etkisinde kaldı. Tarihin en büyük yolsuzluk operasyonu bile, AKP medyası eliyle tersine çevrildi. Ortada yolsuzluk olmadığı, aslında "Erdoğan'a yönelik bir komplo'' gerçekleştirildiği yalanı anlatıldı. Bu yalan, toplumda karşılık da buldu.

Halkın dini inançlarını istismar etmekte hiçbir sınır tanımayan Erdoğan, yaptığı her şeyi adeta ''ulvi bir amaca yönelik'' olarak anlattı. Yolsuzluğun arkasında bile ''keramet'' arandı. Bu bağlamda, toplumun değer yargılarının değiştiği, ahlaki parametrelerin farklılaşmaya başladığı gerçeğinin altını çizmekte de fayda var.

Muhalefet cephesini zayıflatan, iktidar cephesini güçlendiren bir başka faktör de şuydu:

Ne yazık ki; son dönemde başlatılan "Kentinizde AKP'nin karşısındaki en güçlü partide birleşin'' söylemi, AKP seçmenini kemikleştirdi. "Eyvah CHP geliyor, eyvah MHP geliyor'' duygusu, AKP seçmeninin mobilize edilmesini kolaylaştırdı. Bu söylemi dile getirenleri defalarca uyarmamız ve ''Yapmayın, AKP seçmenini blok haline getiriyorsunuz'' dememiz hiçbir sonuç vermedi.

Erdoğan'ın ''kutuplaştırma siyaseti''ne fayda sağlayan bu söylem, AKP'ye ciddi bir malzeme verdi. "Siyaset dizayn ediliyor'' düşüncesinin yaygınlaşması, yıllardan bu yana "darbe paranoyası''yla yönetilen AKP seçmeninde çok çabuk karşılık buldu.

2014 seçimleri, "Cemaat efsanesi''ni de bitirdi. Cemaatin özgül bir ağırlığının olmadığı kamuoyunca da anlaşıldı. Recep Tayyip Erdoğan, tek başına yürüttüğü seçim kampanyasında cemaati ezdi geçti.

Muhalefet cephesinin oy alamadığı bir kesim de köylülerdi... KÖYDES ve BELDES projeleri, köyle seçmenin AKP'de kalmasına sebep oldu. Muhalefetin köylerle yeterince ilgilenmediği ve 2011 seçimlerinden hiçbir ders almadığı da görüldü. Köylere ''seçimden seçime'' gitmenin hiçbir fayda sağlamadığı bir kez daha anlaşıldı.

Bir başka olgu ise şu:
Başta CHP olmak üzere, muhalefet partileri hala topluma yeterince güven veremiyor. CHP'nin ''güvensizlik algısı''nı tersine çevirmesi için ciddi bir çalışma yürütmesi gerekiyor.

Bakın; İstanbul'un en önemli ilçelerinden biri olan Beylikdüzü, AKP'den CHP'ye geçti. Ekrem İmamoğlu, gerçek anlamda bir mucize başardı. Keza; Ankara'nın Yenimahalle İlçesi'nin Belediye Başkanı Fethi Yaşar da kendisine oy veren üç mahallenin elinden alınıp Çankaya'ya bağlanmasına rağmen, AKP'ye on puan fark attı. CHP'nin bu örnekleri iyi incelemesi ve "Nasıl başardılar?'' sorusunun cevabını tüm örgütleriyle paylaşması gerekiyor.

Keza, Mansur Yavaş da CHP'nin etkili isimlerinden Gürsel Erol'la omuz omuza vererek başarılı bir seçim kampanyası yürüttü. CHP Ankara'da hatırı sayılır bir oy aldı ve Gökçek'in imparatorluğunu -aslında- devirdi. Mansur Yavaş'ın oyları nasıl artırdığı, bir dahaki seçimde İstanbul için de örnek olmalı...

Seçmenin ekonomideki tabloya bakarak "AKP'yle devam edelim'' yönündeki tercihi üzerine çok şey söylenebilir. Bunları sonraki yazılarda da ele alabiliriz.

Ankara'da seçimin hemen sonrası sizinle kısa bir analiz paylaşmak istedim.
Sonuç şu:
CHP, istenilen oyu alamadı. Bu sonuç, CHP'nin yukarıda dile getirdiğimiz parametleri gözden geçirmesi ve toplumla daha sağlıklı bir ilişki kuracak dile geliştirmesini zorunlu kılıyor.

Ortaya çıkan seçim sonuçları, AKP'nin dört puan kaybettiğini gösteriyor. CHP ise üç puan daha fazla almış görünüyor. Bu CHP açısından yetersizdir. Ama dünyanın sonu da değildir.

Türkiye'yi çok zorlu bir sürecin beklediği görülmektedir. Erdoğan, cumhurbaşkanı olabilmek ve yüzde 51 oranındaki oyu alabilmek için ülkeyi daha da gerecek ve seçmeni yanında tutmaya çalışacaktır. CHP'nin önümüzdeki süreçte ortaya çıkacak bu tabloya karşı siyasetini şimdiden belirlemesi gerekiyor. AKP, Yerel Seçim Yasası'ndan başlayıp YSK'ya uzanan tüm müdahalelerle, yani bir anlamda zorba bir yöntemle seçimi kazanmıştır.

Buna rağmen, Türkiye'nin kaderinin Erdoğan'a bırakılmayacağı çok açıktır. CHP hayatın her alanında muhalefeti yükseltmek ve iktidar alternatifi olduğuna halkı inandırmak zorundadır. Seçim sonuçları ilk bakışta moral bozucu gibi görünse de umutsuzluğa düşmeye, yorulmaya, hakkımız yoktur... Seçim sonuçları, AKP'nin tek başına iktidar olamayacağını göstermiştir. Bu erime sürecektir. Zira; Erdoğan'ın bu zihniyetle Türkiye'yi yönetebilmesi mümkün değildir. Çünkü; Türkiye AKP'den daha büyüktür... Kendisine oy vermeyenlerin zımni de olsa desteğini alamayanların iktidarda kalabildiği görülmemiştir...

Bu yazı toplam 523 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.