1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Siz de yargılanacaksınız

Siz de yargılanacaksınız

"Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına ve anayasal düzene karşı suç işlemek" iddiasıyla dördü tutuklu yargılanan Cumhuriyet yönetici, yazar, muhabir ve avukatları bugün (25 Aralık 2017) beşinci kez hâkim karşısına çıktı.

A+A-

"Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına ve anayasal düzene karşı suç işlemek" iddiasıyla dördü tutuklu yargılanan Cumhuriyet yönetici, yazar, muhabir ve avukatları bugün (25 Aralık 2017) beşinci kez hâkim karşısına çıktı. Duruşma, iki gün sürecek. 

Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Vakfı Başkanı Akın Atalay, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, muhabir Ahmet Şık ve muhasebe çalışanı Emre İper'in tutuklu yargılandığı dava İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Dakika dakika yaşananlar şöyle:

Dışarıdaki Gazeteciler İnisiyatifi, "terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına ve anayasal düzene karşı suç işlemek" iddiasıyla dördü tutuklu yargılanan Cumhuriyet yönetici, yazar, muhabir ve avukatları hakkındaki davayla ilgili olarak açıklama yaptı. Davanın beşinci duruşmasında verilen "tutukluluğa devam" kararına tepki gösterilen açıklamada, "9 Mart'ta Silivri'ye alınan duruşma belli ki sanıksız olarak yapılmak isteniyor" dendi.

Ara kararın ardından yapılan açıklamayı, Dışarıdaki Gazeteciler İnisiyatifi adına gazeteci Ertuğrul Mavioğlu okudu. Mavioğlu, şunları kaydetti: 

"Hakimler diyor ki karşımızda savunma olmasa ne güzel yargılama yaparız., KHK diyor ki halk olmasa memleketi ne güzel idare ederiz. 9 Mart'ta Silivri'ye alınan duruşma belli ki sanıksız olarak yapılmak isteniyor. Biz baştan beri ifade özgürlüğünün temel bir hak olduğunu ve bu davanın ifade özgürlüğü davası olduğunu söyledik. Şimdi yeni bir aşamaya geçtik. Sanıyorlar ki sanıksız yargılama yapabilecekler. Hayır yenilmeyeceğiz. Çok iktidar, çok zorbalık gördük, son gazeteci çıkana kadar mücadelemize devam edeceğiz ve mutlaka kazanacağız."

17:32 - Mahkeme heyeti ara kararında Akın Atalay, Murat Sabuncu, Ahmet Şık ve Emre İper'in tutukluluğunun devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 9 Mart 2018'de, Silivri Adliyesi'nde görülecek. 

Ara kararda, duruşma düzeninin sağlanması için sonraki duruşmanın Silivri'ye alındığı ve üç avukat sınırlaması getirildiği belirtiliyor.

17:20- Salon açıldı avukatlar içeri alınıyor.

16:50 - Ara kararın açıklanması öncesi  duruşma salonuna sanık yakınlarının ve gazetecilerin alınmayacağı söylendi. Koridora yalnızca avukatlar alındı. Salonun açılması bekleniyor.

16:17 - Mahkeme, tahliye talepleriyle ilgili ara karar vermek üzere duruşmaya yarım saat ara verdi.

16:16 -  Akın Atalay: Ben de gelişen yargı sürecine ve tanıklık beyanına ilişkin görüşlerimi erteliyorum. Bir an önce aşağıda yalnız bekleyen arkadaşımın yanına gitmek istiyorum. Ama siz tutukluluk konusunda karar vereceksiniz bir şey söylemek istiyorum... Heyetiniz 5 gün üst üste Reina katliamının yargılamasını yaptınız. Reina failinin asıl hedefinin Cumhuriyet gazetesi olduğunu, eyleme saatler kala bundan vazgeçtiğini siz iddianameden okudunuz. bunu duyan bir avukat arkadaşım bana şunu demişti: desene sizi ziyarete cezaevine değil mezarlığa gelebilirmişiz. neredeyse tutukluluğuna sevineceğiz.' Bizi hedef alan katil zanlılarıyla bir koridorda yatmamıza sebep veren kararlar veriyorsunuz. 

Akın atalay sözlerini Yahya Kemal'in, "Ölmek değildir ömrümüzün en fecî işi, / Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi" dizelerine atıf yaparak bitirdi: "Tutuklu olmak değildir hayatımızın en müşkül işi / Müşkül odur ki hürriyetini ve haysiyetini kaybeden kişi"

16:14 - Murat Sabuncu'nun oğlu Muratcan Sabuncu mahkeme salonuna alındı.

16:11 - Twitter'da “Jeansbiri” hesabının sahibi olduğu öne sürülen Ahmet Kemal Aydoğdu'nun avukatı, müvekkilinin “bu hesabın sahibi olmadığını, ByLock kullanmadığını, suçlandığı paraların kendisine ait olmadığının ortaya çıktığını” belirterek tahliye talep etti.

16:08 Mahkeme Başkanı, Murat Sabuncu'yu alkışlayan izleyicilere tepki gösterdi: Bu tavrı doğru bulmuyorum. Bu protest tavır bu yargılamaya katkı sağlamıyor.

16:07 - Murat Sabuncu'dan “Sanık yakınları salona alındı” diyen Mahkeme Başkanı'na: Benim oğlumun bugün doğum günü ve bu salona alınmadı!

16:02 - Gazeteci, Cumhuriyet GYY Murat Sabuncu: Dün (tutuklulukta) 15. aya girdim. Bir savunma hazırlamıştım, okumak istiyordum ama Ahmet Şık savunmasını yapamadığı için doğal olarak ben de yapmayacağım. Ahmet Şık bu ülkenin en mert, en namuslu gazetecilerinden biridir, savunmasını yapabilseydi yine doğruları söyleyecekti. Sizden talebim beni de Ahmet Şık’ın yanına gönderin.

15:59- Avukat Fikret İlkiz ve Bahri Belen, dört tutuklu sanığın da tahliyesini talep etti.

15:57 - Yarsuvat: Bir gerçek var ki, değiştiremeyiz: Bu siyasi bir davadır ve bu siyasi dava devam edecektir.

15:52 - Yarsuvat: 'Dinlenmeyen sanıklar' dediniz, herkes kendi hareketlerinden sorumludur. Biri yurtdışından gelmediyse onun sorumluluğunu burada yargılayanlara yükleyemeyiz. Akın Atalay yurtdışından gelip teslim olmuştur, kaçma şüphesi yoktur. Tutuklama bir tedbir değildir. Hürriyeti kısıtlamaktır. Suç işlendiğine dair bir şüphe olacak, kaçma ya da delilleri karatma şüphesi olacaktır. Delilleri topladık. Ne delil karatma, ne kaçma şüphesi var. Deniyor ki 'örgüt üyesi olmamakla birlikte' bunu kalkıp herkese yapıştırabilirsiniz. Ahmet Şık neden yargılanıyor? Örgüt üyesi olmamakla birlikte FETÖ'cü örgüte yardım. Ahmet Şık FETÖ kumpasından içerideydi!

15:51 - Avukat Duygun Yarsuvat: Beş celsede toplanan deliller bize gösterdi ki tutukluluğa gerekçe gösterilen hususlar doğru değildir. Somut delillere göre tüzük değiştirildi deniyor. Hangi somut delil? Somut bir durum kalmadı.

15:47- Savcının mütalaası: Firari sanıklar Can Dündar ve İlhan Tanır'ın yakalamasının infazının beklenmesi, adli kontrol talebi olanların adli kontrollerin devamı ile tutuklu sanıkların bir önceki ara karardaki koşullar ortadan kalkmadığı için tutukluluk haline devam edilmesi...

15:45 - Mahkeme savcısı: Firari sanıklar Can Dündar ve İlhan Tanır'ın yakalamasının infazının beklenmesi, adli kontrol talebi olanların adli kontrollerin devamı ile tutuklu sanıkların bir önceki ara karardaki koşullar ortadan kalkmadığı için tutukluluk haline devam edilmesi...

15:43 - Dağ: CMK 28 uyarınca değerlendirme yapmak ya da red talebinin geri çevirilmesi gibi bir durum söz konusu değildir.

15:38 - Mahkeme Heyeti Başkanı Orkun Dağ: Anlaşılıyor ki Kayahan'ın şarkısı gibi bizimki kırık dökük bir aşk hikâyesi

15:36 - Mahkeme Heyeti salondaki yerini aldı

15:28 - Mahkeme, reddi hâkim talebini değerlendirmek üzere duruşmaya 10 dakika ara verdi.

15:26 - Av Bahri Belen, mahkeme heyetinin mahkemeden çekilmesini, aksi durumda reddi hakim talebimizde bulunacağını söyledi.

15:22 - Avukat Bahri Belen, Maria Antoinette’in avukatının “Ben iki şey önünüze koyacağım. Bir hakikati, iki kellemi” sözlerine gönderme yaparak “Mahkeme önce savunmaları dinlemeli, sonra istiyorsa kelle almalı” dedi

15:14 - Av Belen: AKP iktidarının gazeteleri ya da başka gazeteler Cumhuriyet gazetesini, haberlerini eleştirebilir. Buna diyebileceğimiz hiçbir şey yok. O zaman bugün Şık, yarın diğer müvekillerimiz, ertesi gün de biz bu medyanın söylediklerini, kimliklerini tartışacağız.

Ahmet Şık'ın bu tehlikelerin olduğu ortamda adil yargılama isteme hakkı yok mu? BM Yargı Etiği kurallarından da söz ettik: Yargıçlara kimsenin müdahale edememesi ve bu yargıçların da bağımsız ve tarafsız olarak karar verebilmelerini sağlayıcı ilkelerden bahsetti.

Bu dosyada hem CMK'daki düzenleme hem de bağlı olduğumuz bu uluslarüstü düzenlemelere soruşturma başında uyuldu mu? Uyulmadı. Dava açıldı, savcılar buna uydu mu? Uymadı.

Her seferinde duruşmadan bir gün önce soruşturmadan elini çekmiş ve bir ilgisi ve yetkisi kalmayan bir savcı tarafında belgeler sunuldu ve mahkemeniz de bu belgeleri dikkate aldı.

Bunlar mahkeme konusunda ve mahkemenin kolektif muhakemesi için önemli olan iddianame açısından ciddi endişeler yarattı.

Gerek yargıçlar, gerekse savcılar açısından bu görevi yapmalarından kaynaklanan masumiyet ve dokunulmazlık onların cübbelerine verilmiş bir imtiyaz değil. Cüppemle ilgili verilen dokunulmazlık benimle ilgili değil, temsil ettiğim kişinin hakkıyla ilgili bir dokunulmazlık.

Masumiyet karinesi başta olmak üzere dokunulmazlıklar sizin imtiyazınız değil, vereceğiniz kararlar açısından adaletin korunması için verilmiş müdahaleler.


15:10 - Başkan Dağ: Ahmet Şık'ın savunma içinde yer almayan, siyasal zemin oluşturan açıklamaların yargılamanın disiplinini bozacağı anlaşılmıştı. Bu salonun SEGBİS kayıtlarına yansıyan görüntülerde de net bir şekilde ortadadır. Ahmet Şık bugün salonda olmayacaktır.
15: 09 - Mahkeme savcısı: Şık'ın savunmasında, savunma ve iddiaya ilişkin bir ifade olmadığı, savunma hakkını kötüye kullandığından sanık vekilinin bu yöndeki talebinin reddedilmesi mütalaa olunur

15:08 - Av İlkiz: CMK'ya göre savunma hakkı engellememek üzere dışarı çıkarılır. Daha ağırını savunma olarak ayrı ayrı söylediğimizi biliyoruz. Bu ne ki. Ahmet Şık sanıktır. Ahmet Şık'ın yeniden çağrılmasını, 6 dakikaya sıkıştırılmış herhangi bir savunma yerine o savunmayı yapmasını, sonra dilerseniz savcılığa suç duyurusunda bulunulmasını istiyoruz.

Başkan Dağ: Bu talebiniz hukuki temele uygun.

Av İlkiz: Tanıkların dinlenmesi açısından hazır bulunması gerekir.

15:06 - Avukat Bahri Belen: Ahmet Şık, duruşmadan çıkarılmadan önce bağırmadı çağırmadı, heyete hakaret etmedi. “Yargı" dedi, "Medya" dedi, "İktidar” dedi... ürkiye’nin en köklü gazetesine açılmış bir dava bu. Yandaş medyadan birilerinin ifadesi alınıp bu dosyaya kondu. Bu medyanın yayınları bu iddianameye dayanak olduysa biz bir şey demeyecek miyiz?

15:03 - Heyet Başkanı Orkun Dağ düzeltisini, Av Fikret İlkiz'in "Bundan sonraki celselerde Ahmet Şık getirilmeyecek" uyarısı üzerine yapmıştı: "Bundan sonraki celseler değil, Ahmet Şık bugün için gelmeyecek.

Savcı, 'beyanlarında savunma hakkını kötüye kullandığı' iddiasıyla Ahmet Şık’ın duruşma salonuna alınması talebinin reddini istedi.

14: 57 - Ahmet Şık müdafii Av Fikret İlkiz: Şık 12.01'de başladı, 12.07'de sona erdi. 'AKP ve siyasal iktidarı' dediği sırada ve bu davanın siyasi dava olduğunu söyledikten sonra susturuldu. Önceden sizle konuştuk. Pazarlık yaptık. "Savunma sınırlarını aşmayın" dediniz.. biz de "Savunma yapılsın, suç teşkil eden varsa savcılığa iletin" dedik. Tıpkı daha önce de olduğu gibi. Bu davanın siyasi dava olduğunu tüm duruşmalarda, oturumlarda söyledik. Bu bizim görüşümüz. İddianameye bağlı olarak söylediğimiz sözlerdir. Savunma olarak UYAP dışında da duruşmaya 1-2 gün kalmadan bazı kararları öğrenmemiz gerekiyorsa öğreniriz. Ne zaman yargıyla, medyayla ilgili bir görüşü söylese, AKP ve siyasal iktidar deyince durdurdunuz. Zaman kazanmak açısından beyanda mutabıktık. Ama şimdi CMK 203-204 diyorsunuz. Davranışları itibariyla. Ama davranışlarda, sözünü kesmenizde, duruşmadaki tavrında yargılamayı engelleyecek bir durum yoktur.

14: 56 - Mahkeme Başkanı Orkun Dağ kendisini düzeltti: " 'Ahmet Şık bu celsede olmayacak' dedim" dedi.

14:48 - Duruşma başladı.
Başkan Dağ: Ahmet Şık bundan sonra bu yargılama salonunda olmayacak. CMK 203-204 uyarınca bariz bir şekilde yargılamanın düzenini bozdu. Buna devam edeceğine şüphemiz yok. Ahmet Şık'ın protest bir adam olduğunu herkes biliyor, biz de biliyor. Burayı forumcu arkadaşlarıyla slogan atılan bir yer haline getirilmesi doğru değildir. Doğruları mümkün olduğu kadar yakalayıp bu yargılamayı sonuçlandırmayı tecelli ediyoruz."

Tarık Tolunay'ın çizgileriyle Gazeteci Ahmet Şık'ın, mahkeme salonundan çıkarılması:

14:18 - Mahkeme salonu açıldı ancak duruşma başlamadı. Şu anda avukatlar ve sarı basın kart sahibi gazeteciler dışında izleyici alınmıyor. Bu kısıtlamaya sanık yakınları ve milletvekilleri de dahil.

13:51 - Duruşma salonuna yalnızca sarı basın kartı olan gazeteciler alınacak. Duruşmanın bir sonraki bölümü, izleyicisiz devam edecek. 

12:15 -  Duruşmaya 14.00'e kadar ara verildi.

12:14 - Mahkeme Başkanı'na “Ahmet’e sen değil siz diyeceksin. Ahmet babanızın oğlu değil” diye bağıran bir kişi dışarı çıkarıldı.

12:14 -  Ahmet Şık dışarı alındı, salonda alkışlar ve yuhalamalar var: "Ahmet çıkacak, yine yazacak"

12:13 - Ahmet Şık: Gün gelecek siz yargılanacaksınız, burada siz olacaksınız, unutmayın bunu!

12:12 - Ahmet Şık: Bu siyasi bir dava
Mahkeme Başkanı: Sanığı dışarı alın! 

12:11 - Ahmet Şık: Çoğulculuğa değil, çoğunlukçuluğa sırtını dayayarak memleketin kendiden olmayanlarına değişik biçimlerde ve düzeyde terörist muamelesi yapan bir iktidar var. Hakikati örtbas eden, gizlenen her gerçekle ortak geleceğimizin karartılmasına suç ortaklığı yapan bir medya var. Her şey gözlerinin önünde cereyan ederken korkuyla ya da konforunun bozulacağı endişesiyle suskunluk sarmalarına hapsolmuş bir sessiz çoğunluk var. Hâl bu iken, tamamen zalimliğe adanmış ve kötülüğünü şiddetle besleyen bir dikta rejiminde doğal olarak, özgürlüğünün sınırlarını genişleten de sadece kötülük oluyor
Mahkeme Başkanı: Böyle devam edersen keserim. Bu savunma değil. AKP iktidarını gidin milletvekili olup eleştirin.

12:10 - Ahmet Şık: Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit'in açıkladığı verilere göre ülke nüfusunun yüzde 8’i şüpheli durumda. Bu çok yüksek bir oran. Ama Yargıtay Başkanı Cirit’in yaptığı basit hesap hatasını düzeltmek gerekiyor. 0-15 yaş grubunda yer alanlarla akıl hastaları vb isnat yeteneği bulunmayan insanların oranı yaklaşık yüzde 25. Bir yüzde 10 da bedensel engelli ya da yatalak ve fiziken suç işleyemeyecek durumdaki insanlar var. Eğer, Yargıtay Başkanı’nın ifade ettiği gibi yaklaşık 7 milyon şüpheli varsa bu oransal olarak ülke nüfusunun yüzde 15’inin devlet nezdinde şüpheli görüldüğü anlamına gelir. Başka bir deyişle sokaktaki her 7 kişiden biri şüpheli.

12:00 - Savcı: Gazete yönetiminde, vakfın yönetiminde biri yayınlanmadan önce ya da sonra serzenişte bulunması gazeteciyi etkiler mi? 
Doğan Satmış: Ertesi gün gazeteler çıkınca yüzbinlerce kişi okuyor. Yayından sonra olanlar gazete içinde de konuşulur. Etkisi olmaz.

11:58 - Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ (MİT TIR'ları haberi toplantısıyla ilgili): Bununla ilgili beyanlarınızı da reddediyor musunuz?
Doğan Satmış: Hayır. 
Avukat Bahri Belen: Toplantıda Akın Bey de vardı dediniz. "Tutuklanırsınız" lafını Akın Bey mi söyledi?
Doğan Satmış: Evet.
Avukat Bahri Belen: Buna rağmen gazeteciler bile bile mi yayın yaptı?
Doğan Satmış: Bu zaten toplantının konusudur. Biz gazetecinin tutuklanacağını bile bile yayın yapması tartışılan bir konu.

11:57 - Avukat Tora Pekin: Kim hangi haberin girilmesini istemedi
Doğan Satmış: Can Dündar tutukluyken olayın gündemde kalması için haber yapıyorduk. Bu haberlerin çok olduğuna yönelik eleştiriler geldi ama biz buna uymadık.

11:55 - Duruşmaya saat 13:00'e kadar ara verildi. Ahmet Şık "Savcı mütalaasını beklemek istemiyorum, beyanım var, şimdi konuşabilirsem memnun olurum” deyince başkan ara verme kararından vazgeçti.

11:51 - Avukat Tora Pekin: Ne gerekçeyle sözleşmeniz feshedildi? Doğan Satmış: Yazılı gerekçe yoktu. Akın bey bir iki yazımdan şikayet etti. Bir de yurt dışı Türk Milli Takımı maçına şirket davetiyle katılmıştım, ondan dedi. Halbuki o geziye gazeteden 4-5 kişi daha gitmişti. İsimlerini hatırlamıyorum.

11:50 - Avukat Tora Pekin: Akın Atalay'ın isteklerine ilişkin somut bir görgünüz var mı?
Doğan Satmış: Benim yok, istifalar bu şekilde yorumlanmıştı.

11:48 - Avukat Tora Pekin: "Bu ekibin kendi istediği şekilde yayın yapmayacağını biliyordu" demişsiniz. Atalay'ın istediği yayın neydi?
Doğan Satmış: Onu bilemem. Benden sonra 10 arkadaş istifa etti. Akın Bey yönetimin değişmesini, Aydın Engin'in daha etkili olmasını istiyordu.

11:47 - Avukat Tora Pekin: Gazete içi eleştiri ötesinde talimat söz konusu mu?
Doğan Satmış: Hayır
Avukat Tora Pekin: "O dönemde (Haziran 2016) sizin dışınızda başka birinin işine son verildi mi?
Doğan Satmış: Hayır

11:46 - Avukat Tora Pekin: Siz Atalay'ın darbe girişimini bildiği imasında bulunuyorsunuz.
Doğan Satmış: Öyle mi? Öyle bir şey demedim. Biz Atalay ile yayın konusunda bir iki olay yaşadık ama bunlar hep gazetecilik faaliyetiyle ilgili şeyler.

11:46 - Avukat Tora Pekin: 'Akın Atalay 15 Temmuz'dan bir hafta önce bizim ekibi tasfiye etti' demişsiniz. Sizin ekibiniz kimdir?
Doğan Satmış: Can Dündar geldiğinde gazeteye geldim. 10-11 kişiydik. Sözü edilen dönemde gazeteden ayrıldım. Kastım odur.

11:45 - Doğan Satmış: Mustafa Balbay'ın ayrılması bizim bulunduğumuz döneme rastladı. Vakıf seçimlerini medyaya yansıdığı kadar biliyorum. Balbay benim de içinde bulunduğum yazı işlerini suçladı. Yazıdaki 'ele geçirme' sözünü vakfın yönetimindeki denge değişikliğini anlatmak için söyledim.

11:44 - Avukat Tora Pekin: Hem bazı gazetelerin sözlerini çarpıttıını söylediniz, hem Twitter'da yaptığınız bir açıklama var. 'Söyleşi algı yaratmak için dönüştürülüp kullanıldı’ dediniz. Size mal edilen açıklamalar sizin mi?
Doğan Satmış: Konuştuğum kişi 30 yıllık arkadaşımdı. Sohbet olarak gerçekleşti. Anlamını aşan sözler olabilir ama benim sözlerimdi.

11:43 - Doğan Satmış: Anonim yazılanlar genelde bir kişinin üstüne kalır, bir süre ben devam ettim. Köşede ismim yazmıyordu. Bir haftalık müddet için yazdı sonra yeniden çıkardık.

11:41 - Avukat Tora Pekin: 16 ay görev yaptığınızı söylediniz. Başlangıcını ve sonunu söyler misiniz?
Doğan Satmış: 2015 Şubat - Haziran 2016'da bıraktım. Köşemin adı 'son dakika' idi sanırım. Tek bir köşe yazdım, haftada bir yazdım. Duvar Yazıları'nı bir müddet anonim yazdık...

11:40 - Mahkeme savcısı: Röportajınızda MİT TIR'ları haberi var. "Bunu yayınlarsanız tutuklarlar" demiş bazı hukukçular. Kim onlar? Doğan Satmış: Akın Bey, Bülent Bey vardı.
Savcı: Akın Bey de mi toplantıdaydı?
Doğan Satmış: Evet

11:37 - Mahkeme Başkanı: Röportajdaki sözlerin size ait olmadığını söylediniz, cezai girişimde bulundunuz mu?
Doğan Satmış: O yayının yapıldığı gün Twitter'den o sözlerin bana ait olmadığını yazdım. Ama tekzip yoluna gitmedim, çünkü gazeteci olarak 1 gazeteyi tekzip etmek bana uygun olmazdı.

11:35 - Mahkeme Başkanı: İcra Kurulu başkan ve üyelerinin yayımlanan haber ve başlıklara etkisi var mıdır?
Doğan Satmış: Hayır, böyle bir durum olmamıştır

11:30 -  Doğan Satmış: Ben 1,5 yıl birlikte çalıştığım arkadaşlarımın FETÖ ile bağlantıları olduğuna inanmıyorum. Gazetelere yansıyan sözler benim sözlerim değildir. Sözlerim çarpıtıldı. Gazetecilerin tutuklu yargılanması doğru değil.

Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ: Siz tanıksınız, eleştirmen değil.

11:27 - Av Bahri Belen [Doğan Satmış hakkında]: "Tanıklıktaki kişi de 'savunmamı yapacağım' dedi, sanık psikolojiyle geldi, hakkında da bir soruşturma var. Sanık psikolojisiyle yapacağı tanıklığın ne kadar geçerli olacağını da soruyoruz"

Başkan Orkun Dağ: "Röportajı için burada. Elinizdeki notlara zaman zaman hatırlama amacıyla başvurabilirsiniz."

11:25 - Gazeteci Doğan Satmış tanık kürsüsünde: "Cumhuriyet Gazetesi'nde 16 ay boyunca köşe yazarlığı ve GYY danışmanlığı yaptım. Yazılı bir savunma hazırladım. Savunma değil de tabi tanıklık. Hazırladığım beyanı okumak istiyorum."

Salonda Satmış'ı yuhalayanlar oldu.

11:22 - Orkun Dağ: "Katip arkadaşlarımız, sadece bu dosya için değil başkaları için de, tanıkları defaatle telefonla arıyoruz. Arandığında Mehmet Faraç bugün itibariyle geleceğini, dersinden ötürü belli 1 saatte hazır olacağını ama zorla getirme kararının zorluk yaratacağını söylemiş"

11:20 Av Fikret İlkiz: "Burada anladığımız, demek ki tanık Mehmet Faraç size gelerek hakkında verilmiş olan zorla getirilme iptalini beyan etmiş. Çünkü tezkerenizin dışında zorla getirilme kararının neden kaldırıldığı konusunda UYAP'ta herhangi bir dilekçe, belge, başvuru göremedim."

11:14 - Av Ayhan Erdoğan: "Sürecin hukuka uygun yürütülmediğini defalarca dile getirdik. Tüm ara kararlarda da rücu talebinde bulunduk çünkü mahkemenin ceza mahkemesi olamayacağını belirttik. Bugünkü tanık çağrılma usulünün de adil yargılamaya aykırı olduğu zabıtlara geçirsin isteriz."

11:13 - Dağ: Bizim başka delil talebi oluşturacak talebimiz olmayacak.

Belen: Boya’nın usuli bakımdan eksikliği bir bakıma CUMOK’la ilgili bağlantusu nedeniyle dinlenmesinin olayın açıklanmasına katkıda bulunacağı açısından böyle bir kara verdiğimiz anlaşılıyor. O halde biz de CUMOK’tan olan çok eski Cumhuriyet okurlarından da tanık dinletebiliriz diye düşünüyoruz.

Dağ: Memnuniyetle kabul ederiz.

11: 13Avukat Bahri Belen: Delillerin taraflarca tartışılmasından sonra 216 tartışmasını yapacağız. İddia mahakamı da esasa ilişkin görüşünü de 216 tartışması sonrası verecek. Bir kişinin daha Namık Kemal Boya’nın da tanıklığına karar vermişsiniz. Ama iddia makamının görüşü alınmadı. Eğer böyle tanıklıklar olacaksa, iddianameye dayanak olan Mustafa Balbay2ın çağrılmasına karar verilmemiş ama Balbay’ın avukatı Boya’nın dinlenmesi istenmiş. Anlamadık. Dinlenmesin demiyoruz. Başka yargılamalarda da ‘yargılamayı uzatma’ gerekçesiyle taleplerin kabul edilmediğini bildiğimiz için taleplerde bulunmadık. Ama daha sonra taleplerimizi dile getireceğiz.

11:12 - Gazetenin eski yazarlarından Doğan Satmış, dönemin Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve MİT TIR'ları haberine ilişkin verdiği söyleşi nedeniyle "tanık" sıfatıyla ifade verecek. 

11:10 - Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ: Eksiklerimiz var. Bilirkişi raporları istemiştim emlak raporu geldi. Talep ettiğimiz tanıkların hepsi hazır olacak. Dijital materyaller konusunda 3 ayrı müzekkere yazdık ama inceleme yapılmadı. Dijital materyallerin bazılarının şifreleri bozuk, bazılarının yok denildi. Kemal Aydoğdu için yazılan müzekkereye cevap yok. Mahkememizin geldiği aşamada delil durumu budur.

Başkan Abdurrahman Orkun Dağ: Ayrıca bir talep yoksa hazır olan tanık Doğan Satmış'ın beyanıyla devam etmek istiyoruz.

11:02 - Duruşma başladı

10:50 - Sanıkların gelmesiyle birlikte 27. Ağır Ceza Mahkemesi salonunun kapıları açıldı. İzleyiciler içeri alındı

10:45 - Tutuklu Cumhuriyet'çiler salona getirildi. Duruşma başlamak üzere 

10:40 - Saat 10:00'da başlaması gereken duruşma hâlâ başlamadı. 

10:18 - Duruşma salonuna girişler, "Boş yer yok" denerek durduruldu.

Kimler takip ediyor?

Cumhuriyet davası için IFJ, EFJ, IPI, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, PEN gibi çok sayıda uluslararası gazeteci ve yazar örgütlerinin temsilcileri Türkiye’ye geldi. Yargılanan Cumhuriyet’çiler, yakınları ve avukatları dışında duruşmayı izlemeye gelen bazı isimler şöyle:

Hasan Cemal, Gürhan Ertur, Tayfun Atay, Erdem Gül, Mine Söğüt, Efkan Bolaç, Tuğrul Eryılmaz, Sezgin Tanrıkulu, Doğan Akın, Barış Yarkadaş, İnan Ketenciler, Ali Sirmen, Muratcan Sabuncu, Filiz Kerestecioğlu, Ercan Karakaş, Garo Paylan, Tuğçe Tatari, Bülent Mumay, Burcu Karakaş, Aylin Kotil, Sibel Güneş, Pınar Türenç, Mehmet Durakoğlu, Erol Önderoğlu.

10:18 - Duruşma salonuna girişler, "Boş yer yok" denerek durduruldu.

KİMLER TAKİP EDİYOR?

Cumhuriyet davası için IFJ, EFJ, IPI, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, PEN gibi çok sayıda uluslararası gazeteci ve yazar örgütlerinin temsilcileri Türkiye’ye geldi. Yargılanan Cumhuriyet’çiler, yakınları ve avukatları dışında duruşmayı izlemeye gelen bazı isimler şöyle:

Hasan Cemal, Gürhan Ertur, Tayfun Atay, Erdem Gül, Mine Söğüt, Efkan Bolaç, Tuğrul Eryılmaz, Sezgin Tanrıkulu, Doğan Akın, Barış Yarkadaş, Garo Paylan

"KATLİAMA 'KATLİAM', YALANA 'YALAN' DEMEYE DEVAM EDECEĞİZ"

Çok sayıda meslek örgütünün katılım çağrısı yaptığı duruşma öncesi Dışarıdaki Gazeteciler İnisiyatifi Çağlayan Adliyesi binası önünde bir basın açıklaması yaptı. Grup adına Faruk Eren'in okuduğu açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

"Demokrasi için, özgürlüğümüz için biz gazeteciler; yalana 'yalan', talana 'talan', katliama 'katliam' demeye ve her birinin ardındaki gerekçekleri anlatmaya devam edeceğiz. Yarın akşam buradan dört arkadaşımızla ayrılmak istiyoruz. Ama asla bununla yetinmeyeceğiz. Tutuklu bütün gazetecilerin serbest bırakılmasını, ifade özgürlüğü kapsamındaki tüm davaların da düşürülmesini istiyoruz. Çalınan hukukun kılıfına dönüşen OHAL ve KHK rejiminin, tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırmasını istiyoruz. Fikir, ifade ve örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Özgürlük, demokrasi ve adalet istiyoruz. Asla pes etmeyeceğiz, biz kazacağız."

NE OLMUŞTU?

"PKK/KCK ve FETÖ/PDY terör örgütlerine müzahir oldukları" iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında 31 Ekim 2016'da  gözaltına alınan Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu ile  Kadri Gürsel, Musa Kart, Güray Öz, Mustafa Kemal Güngör, Turhan Günay, Bülent Utku, Önder Çelik ve Hakan Kara, 4 Kasım 2016'da tutuklandı. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay da, Almanya dönüşü sonrası çıkarıldığı mahkemece 12 Kasım 2016'da cezaevine gönderildi.

Gazete muhabirlerinden Ahmet Şık, 31 Aralık 2016'da sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımlarda "FETÖ progpagandası yaptığı" iddiasıyla tutuklandı. Şık hakkında ileri sürülen iddialar, kamuoyunda tartışmalara neden oldu. 

'Sanık'lardan karikatürist Musa Kart, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyeleri Bülent Utku ve Önder Çelik, vakfın Danışma Kurulu Üyesi Avukat Mustafa Kemal Güngör, Okur Temsilcisi Güray Öz, köşe yazarı Hakan Kara ve Kitap Eki Genel Yayın Yönetmeni Turhan Günay 29 Temmuz'da sona eren ilk duruşmada, Yayın Danışmanı Kadri Gürsel ise davanın 24 Eylül’de görülen üçüncü duruşmasında tahliye edilmişti.

Cumhuriyet İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu,  muhabir Ahmet Şık ve muhasebe çalışanı Emre İper ile Twitter’da "Jeansbiri" adlı hesabı kullandığı iddia edilen Kemal Aydoğdu'nun tutukluluk hâli sürüyor.

Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Erinç ile yazarlar Aydın Engin ve Hikmet Çetinkaya da tutuksuz yargılananlar arasında.

KİME, HANGİ SUÇLAMALAR YÖNELTİLDİ?

Gazete çalışanlarına yönelik iddianame, tutuklamalardan 156 gün sonra hazırlandı. Gazeteye yönelik soruşturmayı başlatan, ancak daha sonra hakkında ‘FETÖ’ davası açılan Murat İnam’ın imzasının yer almadığı iddianameyi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Mehmet Akif Ekinci ve Cumhuriyet Savcısı Yasemin Baba imzaladı.

Silahlı terör örgütüne üye olmaktan 15 yıla kadar hapis

İddianamede, Can Dündar, Mehmet Murat Sabuncu, Kadri Gürsel, Aydın Engin, Bülent Yener ve Günseli Özaltay’ın, “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” suçundan ayrı ayrı 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi.

Akın Atalay, Mehmet Orhan Erinç ve Önder Çelik’in “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından ayrı ayrı 11.5 yıldan 43 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Bülent Utku, Musa Kart, Hakan Karasinir, Mustafa Kemal Güngör, Hikmet Aslan Çetinkaya’nın da “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından ayrı ayrı 9.5 yıldan 29 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını istedi.

Ahmet Şık’ın ise “PKK ve DHKP/C” silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etmek” suçundan 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Bu haber toplam 2375 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.