1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. Tabandan Kılıçdaroğlu'na mesaj
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Tabandan Kılıçdaroğlu'na mesaj

A+A-

CHP'nin 34. Olağan Büyük Kurultayı'nın ilk gününü değerlendiren yazımıza "CHP'nin yeni rotası belli oldu"başlığını koymuştuk. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nu partisine yeni bir rota çizmeye çalıştığını; ancak özellikle ekonomi politikalarındaki "neo - liberal" çizgiye yönelik eğilimintabanda karşılık bulamayacağını ifade etmiştik. Kurultayın 1. günü salona yansıyan hava, CHP kurmaylarının hayata bakışı ile parti tabanı arasında ciddi bir uyumsuzluğun olduğunuortaya koyuyor. CHP tabanı ekonomide liberalizme karşı olduğunu, Parti Meclisi listesindeki tercihleriyle de gösteriyor. 

Buna ilişkin analize geçmeden önce, parti tabanının Kılıçdaroğlu'nun konuşması esnasında sadece 4 yerde coşkulu bir destek verdiğini hatırlamak gerekiyor. Kılıçdaroğlu'nun,altına benim de imza atacağım dört mesajı, kurultay salonunda coşkuyla sahiplenildi. Bunlar, Atatürk'e ilişkin vurgular, savaş karşıtı söylemler, Kürt sorununa ilişkinçözüm arayışları ve Nazım Hikmet'in referans alındığı bölümlerdi. CHP tabanı, Kılıçdaroğlu'nun konuşması sırasında yukarıda altını çizdiğim noktalarda heyecan fırtınası yaşadı. Atatürk'ün ilkelerine sıkı sıkıya bağlı olan, Kürt sorununun çözümünü isteyen, hayata soldan bakan ve savaş politikalarına karşı çıkan CHP tabanı, bu bağlamda partisinin yeni yönetimine hangi rotayı izlemesi gerektiğini de göstermiş oldu. 

CHP tabanının bu bakış açısı, çarşamba günü yapılan Parti Meclisi seçimine de yansıdı. CHP delegeleri, Kılıçdaroğlu'nun 52 kişilik "maymuncuk" listesine giremeyen Durdu Özbolat, Ercan Karakaş, Fikri Sağlar, Çetin Soysal, Tekin Bingöl ve İlhan Cihaner'i PM'ye taşıdı. "Listeyi delerek" PM'ye girmeye hak kazanan bu isimlerin ortak özelliklerinin hayata soldan bakmaları olduğunu hatırlatmaya gerek yok sanırız... 

CHP tabanı, -henüz kesin olmayan sonuçlara göre- yukarıda ismini saydığım siyasetçileri partisinin yönetiminde görmek istediği mesajını verdi. Bu aynı zamanda; Kılıçdaroğlu ve kurmaylarına yönelik güçlü bir uyarıdır. CHP tabanı, Kılıçdaroğlu'na "Sana güveniyoruz. Ancak soldan ve Atatürkçülükten kopmanı da istemiyoruz" demiştir. İsmini yukarıda sıraladığım kişilerin özellikle emek ve demokrasi mücadelesinde öne çıkan siyasetçiler olduğu gerçeği de hatırlandığında, CHP tabanının, yeni dönemde hangi rotayı izlemek istediği de açık ve net bir biçimde görülmüştür. Taban, partisinden emeğe ve demokrasi mücadelesine daha çok sahip çıkmasını istemiştir. Hayata soldan bakan Haluk Koç, Adnan Keskin, Şafak Pavey, Murat Karayalçın ve Engin Altay'ın en yüksek oyları alarak PM'ye girmesi de bu ortak isteğin listede somutlaşmış halidir. CHP PM bu bağlamda, eksikleri olmasına rağmen, tabanı kucaklayan ve temsil etme yeteneğini içinde barındıran isimlerden oluşmuştur. 

Umarız yeni yönetim, önümüzdeki yerel seçime ilişkin ciddi bir strateji ve vizyon koyarak Türkiye'yi AKP'nin ceberrut yönetiminden kurtarma yönünde önemli bir adım atar. Yeni seçilen PM'nin bu potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum. 

Tabii bu bağlamda, "görev" sadece PM'nin değil; asıl yük Kılıçdaroğlu'nun omuzlarında duruyor... "Lider odaklı" bir toplumda siyaset yaptığını unutmaması gereken Kılıçdaroğlu, yeni dönemde daha dikkatli ve tutarlı olmak zorunda... CHP lideri, halka güven veren bir duygu fırtınası yarattığı taktirde, Türkiye'nin AKP'den kurtulmaması için hiçbir gerekçe kalmaz...

Kılıçdaroğlu, bu yüzden ayağına dolaşan, kendisini sürekli aşağıya çekmeye çalışan kişilerden de bir an önce kurtulmak zorunda... Aksi taktirde, enerjisini parti içi entrikalara harcayan, arkadaşının arabasını tekmeletip üstüne üstlük bunlara bir de Türkiye Finans Bankası aracılığıyla 26 Haziran 2011'de beş bin lira gönderen kişileri yanında tutmayı sürdürdükçe, başarıyı yakalayabilmesi mümkün değildir.

Kılıçdaroğlu, çarşamba gecesi ortaya çıkan PM listesini ve kimin kaç oy aldığının analizini yapmanın yanı sıra, parti içindeki otoritesine yönelik bir durum değerlendirmesi de yapmalıdır. CHP lideri, bu seçimde ne yazık ki; en yakın kurmaylarının otoritesini ezip geçtiği gerçeğiyle karşı karşıya kalmıştır. CHP lideri Kılıçdaroğlu, salı gecesi Ankara, İstanbul, İzmir ve Kocaeli'nin İl Başkanları'nı yanına çağırıp "Listelerde çizik savaşı istemiyorum" demesine rağmen, bu talimatı ayaklar altına alındı. 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, Ankara, İstanbul ve Kocaeli il başkanlarına "Gürsel Tekin'i çizin"talimatı verdi. Bu üç il başkanını 18 ilin il başkanını etkilemesi için görevlendirdi. 

Şimdi söyler misiniz; böyle bir parti kurmaylığı olur mu?

Kemal Kılıçdaroğlu, aynı gece; yahi salı gecesi, sadece il başkanlarını değil, Erdoğan Toprak'ı da yanına çağırmıştı. Toprak'a "Kimseyle kavga etmeni istemiyorum" diyen Kılıçdaroğlu'nun bu talimatı ne yazık ki; havadaki boşluğa karıştı. Salı gecesi sanki bunlar hiç konuşulmamış gibi davrananToprak, Arena Spor Salonu'ndaki bir odada, hiçbir yetkisi olmadığı halde il başkanlarıyla toplantı üstüne toplantı yaptı. Özellikle İstanbul delegesinin Tekin'i çizmesi için talimatlar yağdırdı. 

Bunları görünce, Kılıçdaroğlu'nun enerjisinin büyük bölümününnelere harcandığını daha iyi anlıyorum. Kişisel beklentilerini karşılamanın dışında başka bir hedefi olmayan bu anlayışın, Türkiye'yi aydınlığa çıkarabileceğine yönelik umutlarımı kaybediyorum. CHP PM seçimi, bu bağlamda, Kılıçdaroğlu'na çalışacağı kadroyu yeniden analiz etme fırsatı da verdi. Kılıçdaroğlu, artık hiçbir bahanesi kalmayan bir genel başkan olarak CHP'nin direksiyonunun başında duruyor. Direksiyonu doğru bir yere çevirdiğinde, arabayı sağ - salim bir şekilde hedefe götürecektir. CHP tabanı, kurultay olan ilgisiyle bu yetkiyi kendisine verdiğini bir kez daha göstermiştir. 

CHP liderinin yapması gereken ilk iş; tabanın hassasiyetlerini gözetmek olmalıdır.. Evet doğru; CHP yönetimi tam 62 yıldır iktidar olamayan bir partiyi iktidar yapma uğraşında... Bunun için yaptığı arayışlar, taban tarafından "kredi verilerek"izleniyor. Taban, "Kemal Bey iktidar olmaya çalışıyor ve yeni yöntemler deniyor" diyor. Ancak bu; Kılıçdaroğlu'nun"değişim ve dönüşüm" adına her şeyi yapabileceği ve her türlü yetkisinin olduğu anlamına da gelmiyor. 

CHP tabanı, Kılıçdaroğlu'nu Fethullah Gülen'in Bosna'daki okullarına götüren iki ismi; Muhammed Çakmak ile Erdoğan Toprak'ı kurultayda ciddi bir biçimde uyardı. Çakmak, Gülen'in okullarına yaptırdığı ziyaret yüzünden liste dışı kaldı. Toprak ise 601 oy alarak, listede ancak sonda yer bulabildi. Kesin olmayan sonuçlara göre, Toprak'ın PM'ye bile girip giremeyeceği de net değil... Toprak, PM'ye girse bile artık'topal ördek'tir. Fethullah Gülen Haraketi'yle olan yakın ilişkileri Toprak'ın peşini bırakmayacaktır. CHP tabanı, bu mesajı güclü bir biçimde vermiştir. Kılıçdaroğlu bu mesajı okuyamadığı taktirde, akıbeti Toprak'tan farklı olmayacaktır. 

Zira; CHP tabanı, laikliğin savunulması konusunda tereddütü olan hiçbir ismi bünyesinde barındırmak istemediği mesajını açık bir biçimde yeniden gösterdi. Bu kurultaydan çıkan mesajlar, yeni parti programının ilk nüvelerini oluşturacak kişiler için de yol haritası özelliği taşıyor. Umarız; yeni parti programını kaleme almaya başlayacak olan ekip Atatürkçülüğü "eğilim" olarak görme yanılgısına ve tuzağına düşmez. Bu yanılgı, CHP'yi yerel seçim öncesi büyük bir hezimetle karşı karşıya bırakır.

CHP tabanı, ''biat'' eden değil, sorgulayan, eleştiren, özeleştiri veren, dünyada ve Türkiye'de yaşanan gelişmeleri takip eden - yorumlayan bir topluluktur. Öyle ki; İl Başkanları'nın, kurultay öncesi Kılıçdaroğlu ile yaptıkları toplantıda dile getirdiği tespitler, bunun en somut işaretidir. İl Başkanları, Kılıçdaroğlu'nu "uyarmış" ve "Partiyi sola çekin"demiştir. 

Bu, Türkiye'de hiçbir partide yaşan(a)mayacak bir demokrasi örneğidir.

İl başkanları, genel başkana örgütün istemlerini açık yüreklilikle dile getirmiş, "Tüzük tam anlamıyla uygulanmıyor" demiştir. Başkanlar buna örnek olarak da İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak'ın uygulamalarını göstermiştir. Başkanlar, 'Tüzükte parti gelirinin yüzde 40'ı örgütlere verilir" denilmesine rağmen bu hükmün hayata geçirilmemesini ağır bir dille ifade etti. Partinin parasını örgütlerle paylaşmamakta ısrar eden Toprak, biraz da bu yüzden en az oyu aldı. 

Bu saydıklarım tek bir şeyi gösteriyor: 

CHP tabanı, özgür birey olmanın, yurttaşlık bilincinin, hakkını arama ve korumanın ayırdındadır. Kurultaya biraz da bu yönden bakmak gerekir. "Değişim, dönüşüm, yenileşme" gibi süslü lafları sık sık kullananların, "Ben her istediğimi yaparım"modundan bir an önce çıkması gerekir. 

Değişimin nerede başlayıp nerede biteceğine ya da hangi yöne evrileceğine partinin tabanı karar verecektir.

Bu yazı toplam 349 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.