• BIST 73.391
  • Altın 133,104
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Gaziantep : 4 °C
  • Adana : 10 °C
  • Ankara : -7 °C
  • İstanbul : 2 °C
  • İzmir : 9 °C

Tayyip Erdoğan'ın büyük korkusu...

Barış Yarkadaş
Erdoğan'ın en büyük korkusu yolsuzluk dosyalarının yeniden açılması; en büyük umudu ise MHP'li seçmenlerin kendisini kurtarması...

Başbakan Erdoğan, 17 ve 25 Aralık'ta yapılan yolsuzluk operasyonlarını "yargı darbesi'' yoluyla durdurmamış olsaydı, bugün aralarında CHP'li altı belediye başkanın da olduğu onlarca kişi cezaevindeydi... Erdoğan, kendisini kurtarma derdine düşmüşken, CHP'li altı belediye başkanı da ''konjonktür''den faydalandı. Erdoğan, yolsuzlukların ortaya çıkmaması için yargı ve polis teşkilatını hallaç pamuğu gibi salladı ama kavga henüz bitmiş değil... O dosyalar mutlaka açılacak ve yolsuzluk yapanlar, bunun bedelini ödeyecek...

Zaten RTE'nin hiç istemediği halde Çankaya'ya aday olmasının ardında bu motivasyon yatıyor... Erdoğan, Köşk'e çıktığı takdirde, yeniden açılacak olan yolsuzluk dosyalarından ötürü  kendisine hiçbir şekilde dokunulamayacağınıdüşünüyor.

Erdoğan bu yüzden, Çankaya kampanyasını canhıraş bir şekilde sürdürüyor ve bir an önce Köşk'e yerleşmek istiyor. Yolsuzluk dosyalarından kurtulma mücadelesini ise "Yeni Türkiye'' kavramıyla perdelemek istiyor.

Çankaya seçimlerine az bir zaman kalmışken, Erdoğan'ın önüne gelen anketler, işinin hiç de kolay olmadığını gösteriyor. Tabii durum sadece Erdoğan için değil,Ekmeleddin İhsanoğlu için de kolay değil... Erdoğan da İhsanoğlu da kendi tabanlarını motive etmekte yetersiz kalıyor. Seçmenin büyük bir bölümü anketlerde hala ''kararsız'' olarak görünüyor. Ve bu ''kararsız''lık, anketlere 44 - 40 şeklinde yansıyor. Erdoğan'ın 44, İhsanoğlu'nun ise 39 - 40 bandında olduğu gerçekçi anketler, Demirtaş'ı da 8 puana yakın gösteriyor.

RTE, karşısına Demirtaş gibi güçlü bir aday çıkınca, ''oyun planı''nı değiştirmek zorunda kaldı. Demirtaş, Kandil ve Öcalan'ın çok istekli olmamasına rağmen sahaya indi. HDP seçmenini konsolide eden Demirtaş, RTE'nin ilk turda ''yüzde ellinin üstünde oy alma planını'' da bozmuş oldu.Demirtaş, yeni söylemiyle aslında CHP'ye yönelik yeni bir siyasi operasyonun da ilk adımını attı.

CHP'ye oy veren Alevi seçmeni hedefleyen Demirtaş ve ekibi, Kılıçdaroğlu'nun seçimden başarısız çıkması halinde CHP içinde kargaşa yaşanacağını ve Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlıktan gönderileceğini hesaplıyor.Kılıçdaroğlu'nun koltuğunu kaybetmesi halinde, çoğunluğu Alevi olan seçmenin CHP'ye küseceği ve arayış içine gireceği hesap ediliyor.Demirtaş, bu yüzden CHP ve CHP'ye oy veren Alevilere şirin mesajlar yolluyor. Yani; Demirtaş'ın adaylığı ve yeni söylemi, Kılıçdaroğlu'nu CHP'nin başından uzaklaştırma stratejisinin bir adımı olarak  önümüzde duruyor. Şimdiden söyleyelim: Demirtaş ve arkadaşları, bu hesapları boşuna yapıyor...Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin başından gitmesini beklemek boş bir hayal... Çünkü partide böyle bir eğilim de yok arayış da... Dolayısıyla Aleviler de küsüp CHP'yi terk etmez... 

Yeniden konumuza dönersek;

HDP'ye oy veren ve büyük çoğunluğu Kürt olan seçmenler, Demirtaş'ın adaylığıyla birlikte, RTE'yle olan mesafesini açtı. Erdoğan bunun farkında olduğu için birkaç gün önce MHP seçmenine şirinlikler yapmaya ve "açığını kapatma''ya çalıştı. "HDP'nin TBMM'de olmaması gerekir'' diyen Erdoğan, bu sözleriyle MHP seçmenini kendisine çekmeye çalışıyor. 

MHP seçmenine yönelik diğer bir operasyon ise özellikle twitter ve facebook üzerinden sürüyor. "Reis'' dedikleri Tayyip Erdoğan lehine mesajlar atan AK Troller, "Erdoğan'ı ikinci turda HDP'ye mahkum etmeyin. Ülkücüler oyunuzu birinci turda Erdoğan'a verin'' diyor. Böylece, MHP seçmenine "Erdoğan ikinci tura kalırsa, Öcalan ile pazarlık yapmak zorunda kalacak'' mesajı veriliyor.

Mesajın kendi içindeki saçmalığı, mantıksızlığı ve tutarsızlığı bir kenara bırakıyorum. Ancak bu mesajın bazı MHP'lilerde etki yarattığını söylemeden geçmek de istemiyorum. Ne yazık ki; bazı anketlerde MHP'lilerin bir kısmının RTE'ye oy verme eğilimi içinde olduğu görülüyor.

Bunda en büyük pay kuşkusuz ki MHP yönetiminin... MHP yönetimi hala sahaya inebilmiş ve İhsanoğlu'nu sahiplenebilmiş değil... CHP tabanı ve tavanı ilk günlerdeki şaşkınlıklarını biraz olsun attılar. Kılıçdaroğlu'nun da sahaya inmesiyle birlikte, adaylarını daha çok sahiplenir hale geldiler. MHP yönetimi ise henüz ne sahaya inebilmiş, ne de adayını sahiplenebilmiş durumda... Erdoğan, bu boşluğu gördüğü için sürekli MHP tabanına oynuyor ve oradan oy devşirmeye çalışıyor.

Erdoğan, CHP tabanından oy alamayacağını bildiği için, o alanı boş bırakmış durumda... İlk günlerde yaptığı atağın bir karşılığının olmadığını görünce,''ulusalcı pozlar''dan da vazgeçti. CHP tabanının geride kalan 12 yılın acılarını unutmadığını ve kendisine herhangi bir yönelimin olmadığını hemen anladı.Ancak buna rağmen, CHP yönetimi de tabanı tam olarak harekete geçirebilmiş değil. Evet, ilk günlerdeki tepkiler dindi, eleştiriler azaldı. Ancak tabanın elinde saha çalışması yapabileceği, evlere gidip adaylarını anlatabileceği tek bir broşür bile yok... CHP yönetimi broşürleri hala bastıramadı, Türkiye'yi afişlerle donatamadı...

RTE ve kurmayları ise ellerinde bulundurdukları tüm imkanları seçim için seferber ediyor. Çünkü; Erdoğan biliyor ki; seçimi kaybettiği takdirde, AKP en az dört parçalı bir hale gelecek. Seçimi kaybetmesinin ardından AKP'yi bir arada tutamayacak. Ve yaşayacağı güç kaybının ardından, 17 - 25 Aralık operasyonlarının dosyaları hızla açılacak.

Bakın; medya üzerinde çok fazla durmuyor ama; Adalet Bakanlığı, Yargıtay ve HSYK'da kıran kırana bir mücadele sürüyor. Erdoğan'ın emrindeki Adalet Bakanlığı, 17 - 25 Aralık tahliyelerine imza atan hâkimleri yeni oluşturulan Sulh Ceza Mahkemeleri'nin başına getiriyor. Ve bu hakimler, ''sorgu yargıcı''olarak görevlendiriliyor. Cemaat bu yapıyı "Yeni İstiklal Mahkemeleri'' olarak adlandırıyor ve tabanına "Yeni döneme hazır olun'' mesajı veriyor...

Bunun anlamı, önümüzdeki dönemlerde başlaması beklenen ve cemaati hedef alan operasyonların zemininin hazırlanmasıdır. Altı hakim, kritik görevlere atanmış ve "sorgu yargıcı'' yapılmıştır. RTE'nin cemaate yönelik en büyük gözdağı budur. Cemaat ise bu atak öncesi Yargıtay'daki bazı seçimleri kazanmış ve yargıdaki gücünü ilan etmiştir. Esas kavga ise Eylül ayında yapılacak olan HSYK seçimleridir. HSYK seçimlerini cemaat kazandığı takdirde Erdoğan, Erdoğancılar kazandığı takdirde ise cemaatçileri zor günler bekleyecektir. Ve bu kavga, Türkiye'nin lehine olmayan bir kavgadır. Güç ve iktidar kavgasıdır. Her iki taraf da hukuku ayaklar altına alarak birbirine var gücüyle saldıracaktır.

Erdoğan'ın en büyük korkusu, cemaatin HSYK seçimlerinde kilit noktaları kazanması ve yolsuzluk dosyalarına ilişkin yeni hamleler yapmasıdır.Çankaya, bu yüzden Erdoğan için en güvenli limandır... Erdoğan, Çankaya'yı 17 ve 25 Aralık'tan kurtulabileceği en güvenli liman olarak görmektedir.

Erdoğan şu an gücü elinde bulundursa da aslında siyaseten çaresiz olduğunu bilmektedir. Dün bir iftarda Gazze'ye ilişkin yeni demagojilerini sıralarken, aslında ruh halini de ortaya koymuştur. "Hiçbir şey yapamazsak, gerçeği kalbimizde haykırırız'' demesi, hiçbir şey yapamayacağının işaretidir. Erdoğan'ın yapabileceği tek şey, İsrail'le ticareti artırmaktır. Erdoğan'ın en önemli değeri budur... Zaten 2014 yılının ilk altı ayında yüzde 23 oranında artan İsrail'le ticari ilişkiler, fazla söze gerek bırakmamaktadır... Erdoğan, Filistin halkının değil, İsrail devletinin dostudur.

İsrail jetlerine yakıt veren, Kürecik'ten istihbarat sağlayan RTE, içte ve dışta büyük bir çaresizlik yaşıyor. Oğlu İsrail'e gemiyle yük taşırken, kendisi ise başında bulunduğu hükümeti bir arada tutmaya çalışıyor. İsrail'le ticari ilişkileri askıya dahi alamayan Erdoğan, bir yandan da aportta bekleyen Abdullah Gül - Bülent Arınç ikilisini savuşturmaya çalışıyor.

AKP içinde Erdoğan'ın siyasi kaderinin ne olacağını merakla bekleyenler kuşkusuz sadece Gül ve Arınç değil... İkili, AKP'deki yönetimi ele geçiremedikleri takdirde, yedekte tuttukları "Hilal Partisi'' ile siyasete yeniden girmeye hazırlanıyor. Numan Kurtulmuş ve Yalçın Akdoğan ile Beşir Atalay -  Hakan Fidan ikilisi de kavganın yeni aktörleri olmak için sıra bekliyor. Tabii Binali Yıldırım, Mehmet Ali Şahin ve Ahmet Davutoğlu faktörünü de unutmamak gerekir. Üç isim de Erdoğan Çankaya'ya çıktığı takdirde, Başbakanlığa kendisinin atanmasını bekliyor. Erdoğan ise Binali Yıldırımismine sıcak bakıyor. AKP içindeki bölünmüş yapıda Abdulkadir Aksu da önemli bir yer tutuyor. Önemli sayıda vekili çevresinde bulunduran Aksu da yeni dönemin oyuncuları arasında olacağa benziyor.

Anlayacağınız, Erdoğan içte ve dışta büyük bir kriz yaşıyor... Bu yüzden her geçen gün daha da agresifleşiyor...

Böyle bir tabloda hala sandığa gitmemeyi ve Ekmeleddin İhsanoğlu'na oy vermemeyi düşünenlere ise söyleyecek hiçbir söz kalmıyor...

********

 

Brezilyalı karikatürist Carlos Latuff, Erdoğan'ın ''İsrail karşıtlığı''nı böyle resmetmiş...

Bu yazı toplam 353 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Haber 27 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : Türkiye Reklam Ajansı Telefonu:0 553 586 14 77 | Faks : Mail Adresi: ucarhaber@yahoo.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim