

Türkiye’nin enerji potansiyeli
Cansu Enerji Şirket Müdürü Cevdet Erkmen, Rotahaber’in sorularını yanıtladı. Erkmen, “Türkiye özellikle yenilenebilir enerji pazarındaki potansiyeliyle uluslar arası yatırımcıların gözdesi olmayı sürdürüyor. Enerjideki yüksek talep artışı ve bu potansiyele paralel olarak sektörün büyümesi devam edecek” dedi.
- Türkiye’nin yenilenebilir enerjideki potansiyelinin zenginliğinden bahsettiniz. Biraz detaylandırabilir misiniz?
Yenilenebilir enerji konusunda başlıklardan gitmek gerekirse, Biliyorsunuz Türkiye’de hidroelektrik potansiyel büyük, farklı hesaplamalara göre 160-170 milyar kwsaat yıllık elektrik kapasitesi olan bir potansiyel var. Bunun yanında yine aynı rakamlara ulaşabilecek bir kömür potansiyeli var. 
“Doğalgazda son yıllarda çok yüksek bir atılım oldu”
Doğalgazda son yıllarda çok önemli adımlar atıldı ve atılmaya devam ediliyor. Doğalgaz projelerinin miktarı sanıyorum 30.000 megawatlara yaklaştı. Türkiye’nin şu anda kurulu doğalgaz gücünün 45.000 megawat olduğunu düşünürsek önemli bir potansiyel ve gelişme olduğunu görürüz. Bunların ne kadarı hayata geçer veya ne kadarına bağlantı yapma imkânı verilebilir ya da ne kadarı lisans alabilir bilemiyoruz ama müracaat yüksek.
“Rüzgâr enerjisinde kapasitenin üzerinde müracaat alındı.”
- Peki, rüzgâr ve güneş?
Rüzgârda biliyorsunuz gazetelere yansıdığı kadarıyla 78.000 megawatlık bir müracaat vardı ama o dönemde müracaat miktarı maksimum 8.000 megawatla sınırlı olmalıydı. Bunun nedeni, rüzgâr enerjisi bizim darbeli yük dediğimiz, sisteme bozucu etkileri olan bir enerji sistemidir. Rüzgârın geliş gidiş saatlerine göre sürekli sistemde frekans bozulmaları ve voltaj titreşimleri oluşur. Bu bakımdan baz santraller yanında kullanılır. Baz santraller dediğimiz; doğalgaz gibi kömür santralleri sürekli, kesintiye uğramadan ve belli yüklerde çalışan santraller. Veya büyük barajlardan beslenen hidroelektrik santrallerin beslediği bir sistemde rüzgâr da onlara takviye olarak gelir. Ve toplam bağlantı gücü herhangi bir trafo kapasitesinin yüzde 5 ila 10’u arasındadır. Bu bakımdan kısıtlamalar var. Ancak diğer baz santrallerin bağlantı miktarı arttıkça rüzgarın da bağlantı oranı artmış olacaktır. 
Güneş yeni başlıyor. Güneşte verilen fiyatlar henüz çok ekonomik görünmese de zamanla yerini bulacaktır diye düşünüyorum.
- Bildiğimiz kadarıyla Dünya bankası tarafından uluslar arası arenada çok sayıda projeye danışman olarak tavsiye edildiniz. Danışmanlık serüveniniz nasıl başladı?
Ben Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nde değişik görevlerde bulundum. Daha sonra Hacettepe Üniversitesi’nde 5 yıllık bir yüksek lisansın ardından Temel Bilimler Yüksekokulu’nda eğitim aldım. Daha sonraki dönemde Türkiye Elektrik Kurumuna girip bu kurumdan 1999 yılında Dünya Bankası projeler koordinatörüyken emekli oldum.
O dönemde Dünya Bankası’nın finanse ettiği yeniden yapılandırma projelerinin tüm sorumluluğu üzerimdeydi. Emeklilik sonrasında çeşitli danışmanlık projelerinin ardından Dünya Bankası adına EPDK(enerji piyasası düzenleme kurulu)’nın yeniden yapılandırılma projeleri için danışmanlık hizmeti verdim. Ondan sonraki periyotta bugünkü ekibimle Cevdet Erkmen Consulting olarak proje geliştirme ve değerlendirme konularında çalışmaya başladım. Bu grubun çekirdeğini dünya bankası projeler grubu oluşturur. Daha sonra bu serüven sonunda 2009 yılında Cansu Enerji adında birleştik. 
- Cansu Enerji bugüne kadar hangi projelerde yer aldı?
Bugüne kadar çalışmalarımız yenilenebilir enerji ağırlıklı gitti. Bizim fiilen önayak olduğumuz, projesini geliştirdiğimiz ya da geliştirilmesine katkıda bulunduğumuz yaklaşık 15000 megawat gücünde hidroelektrik santrali var. Bunlardan önemli bir bölümü hayata geçti bir bölümü de geçmek üzere. Bunun dışında 400 megawatlık rüzgar projesi de var. Bunlar da hayata geçmek üzere. Biliyorsunuz rüzgarda bir duraklama yaşandı, yeniden izinler çıktı. Bu ölçümler tamamlandıktan sonra sanıyorum şirketler bunların da hayata geçirilmesi için çalışmalarına başlayacak. Bu arada bizim yine Ukrayna’da yürüttüğümüz projeler var. Kherson hükümetinin de ortak olduğu bir şirketimiz var. Bu şirketle rüzgar enerjisinde 700 megawata yakın bir proje portföyümüz oluştu. Bu portföyün de sanırım 300-350 megawatı net bir portföy haline gelecek bu yüzden geniş tuttuk bu portföyü. Bunun dışında ısınmayı da kapsayan kojenerasyon dediğimiz Sivastopol Belediyesi’nde ısıtma görevi de yapacak olan bir doğalgaz santralimiz var. Bu da yakında bir Türk şirketiyle birlikte hayat geçireceğimiz projelerden biri. 
Danışmanlık kısmında portföy olarak baktığımız zaman bizim kömür santrali ve doğalgaz santrali geliştirmeleri konusunda 5000-6000 megawatlık bir portföy yarattık. Onun dışında mevcut santralleri devralmak isteyenlerin bizden talepleri oluyor. Santralin değerlendirilmesi teknik ve ekonomik fizibilitesi konularında. Alımcı firmalara karşı raporlarımızı sunuyoruz. Bunun dışında yurtdışından talepler geliyor herhangi bir portföy satın alma sürecinde bizden değerlendirme talep ediliyor.
- Kısa ve uzun vadede hedefleriniz nelerdir? 
- Biz uluslar arası elektromekanik şirketlerinin Türkiye Temsilciliği’ni de yürütüyoruz. Çin’in önde gelen mühendislik firmalarıyla çalışıyoruz. Şu anda onlara yaptığımız proje sayısı 20 civarında. Ana hedefimiz iki işi yan yana götürmek. Bunlardan bir tanesi uluslar arası elektromekanik firmalarının Türkiye temsilciliği devam ettirip bunu yurtdışındaki projelere de taşımak diğeri de danışmanlık hizmetlerimizi yürütmek.
“Amerikalı bir senatörle Pakistan’da ortak bir proje gerçekleştireceğiz”
Sıcağı sıcağına paylaşmak istediğim bir haber de şu. Amerika ‘dan Virginia’dan bir senatörle görüşme yaptık. Pakistan’da Tahar Havzası vardır. Burada kömürle ilgili bir çalışma yapmak üzere bizden talepte bulundular. Ortak yürütülecek bir çalışma. Uluslararası fondan beslenecek. Bunun dışında güney ülkelerinde İran’dan Irak’tan bize gelen talepler var. Bunları hayata geçirmek için ön çalışmaları yürütüyoruz. Ukrayna’da önemli bir potansiyeli yakaladık ve devam ediyor olacağız. 
- Danışmanlık hizmeti son yıllarda oldukça yaygınlaştı. Sektörde verilen danışmanlık hizmetlerini farklı kılan unsurular nelerdir sizce?
Danışmanlığın temelinde deneyim bulunuyor. Sektörde geçirdiğim 41 yıllık bir deneyimim var. Diğer arkadaşlarımın da en az 20-25 yıllık deneyimi var. Dolayısıyla birinci faktör bu. İkinci faktör ise yapabileceğiniz işlere evet demek. Yapamayacağınız, boyunuzu aşan işler için evet yaparız derseniz piyasada çabuk bitersiniz. İkinci faktör de bu ve buna çok dikkat ediyoruz. Üçüncü faktörse; tüm bu projeler içerisinde piyasaya giren yeni danışmanlık şirketlerinin elinden tutmaya çalışıyoruz. Hem kendi projelerimizde hem onların projelerinde desteklemeye çalışıyoruz. Bu da bizim piyasadaki potansiyel gücümüzü arttırıyor. Bu herhalde bizim en güçlü olduğumuz ve bize en çok güç veren yönümüz.
Rotahaber


























