1. HABERLER

  2. KÜLTÜR SANAT

  3. Ustanın Fedakar meleği

Ustanın Fedakar meleği

Münir Özkul'un 15 yıldır demans hastalığı ile mücadelesinde en yakın destekçisi kızı ve meleği Güner Özkul'du.

A+A-

Türk sinemasının çınarı, milyonlarca insanın sevgilisi, sinema perdesinde olduğu kadar gerçek hayatta da iyiliğin, emeğin, sevginin sembolü Münir Özkul, arkasında hüzünlü milyonlar bırakarak sonsuzluktaki yerini aldı.

Özkul, son olarak 2000 yılında beyazperdede görünmüş ve Serdar Akar tarafından çekilen ‘Dar Alanda Kısa Paslaşmalar’ filminde oynamıştı.  Üç yıl sonra ‘demans’ hastalığına yakalanan ve git gide durumu ağırlaşan Özkul, 15 yıl boyunca bakıma muhtaç halde yaşamını sürdürdü. Ve Özkul’un sağlık sorunuyla mücadele ettiği bu çok uzun zaman diliminde kendisine eşlik eden bir melek vardı: Kızı Güner Özkul…

PAMUKLARA SARMALADI

Bir yandan kendi yaşam mücadelesini verirken bir yandan babasını adeta pamuklara sarmalayan Güner Özkul, hayatını yatarak sürdürmek zorunda olan bir insanın tüm sorumluluğunu üstlenerek herkesin takdirdini kazandı. Az çok herkes, yatalak bir hastanın neler yaşadığını ve nelere ihtiyacı olduğunu bilir. Ağırlaşan bir bedeni kaldırmak, vücutta açılması muhtemel yaraları engellemek, hastayı yatağı içinde olabildiğince hareketli kılmaya çalışmak, sağa sola döndürmek, beslenmesini, temizliğini sağlamak, tuvalet ihtiyacını gidermek tam bir emek ve sevgi işidir.

DİLE KOLAY 15 SENE

İşte Güner Özkul, biricik babasının tüm ihtiyaçlarını 15 yıl gibi bir süreçte büyük bir azim ve devasa bir yürekle üstlendi. Bu süreçte bırakın şikâyetine tanıklık etmeyi, internetteki kötülük üreten zihinlerin yaydığı “Münir Özkul öldü” dedikodularıyla mücadelede gördük kendisini. Üstelik bir değil iki değil üç değil… Defalarca kez… Bu, katiyen anlam verilemeyen, tanımsız kötülükle sürekli mücadele etti Güner Özkul. Neyse ki bu kötülüğe karşı mücadelesinde yanında hep Özkul’un hayranları oldu. Hatta bir keresinde Münir Usta’yı sevenler ‘Hababam Sınıfı’ filmindeki muazzam duygulu bir sahneyi gerçeğe dönüştürmüş, Bakırköy’deki evinin önünde toplanarak “Münir Özkul öldü” haberlerine tam da Münir Özkul’a yakışır bir zariflikte karşılık vermiş, ellerindeki dövizlerle Özkul’u ve onun sembolize ettiği değerleri selamlamıştı.

“BABAMIN KULAĞINA FISILDAYARAK, ‘HADİ GİT’ DİYEMEM

Güner Özkul, artık iyiliğe dair kavramların yozlaştığı, anlamını yitirdiği bir dönemde deyim yerindeyse hasta bir babayı sorgusuz, sualsiz, hesapsız sahiplenerek vefanın günümüzdeki anıtsal sembollerinden biri olmayı hak etti. Bu süreçte hiç şikayet etmedi. Hatta bir röportajında “Stüdyoya geliyorum, dublaj yapıyorum babamı tanıyan, babamla çalışma şansına erişmiş insanlardan ‘Ya evladım böyle olmasa keşke gitse’ diyenler de var. Onların fikirlerine de saygı duyuyorum. Ancak babamın kulağına fısıldayıp ‘Hadi git artık’ diyecek halim de yok. Metabolizması çalışan bir adama ‘Ya artık vaktin doldu’ demek bize düşen bir şey değil. İster takdir-i İlahi deyin, ister vakti kerahat deyin… Eğer ki gitmesi gerekiyorsa gider diye düşünüyorum ama biz yaşatmak için elimizden geleni yapmalıyız. Bizi duyduğuna inanmak istiyorum, eğer inanmazsam buna dayanmak zor olur” demişti.

Öyle ki son dönemde Özkul’un durumu çok ağırlaşmıştı. Hiçbir reaksiyonu vermiyordu. Göz hareketlerini bile yitirmişti. Ve artık çoktan ölümsüzler arasında yerini alan, insanların yüreklerinde, isyanlarında, hatıralarında, kalplerinin en derin noktalarında yerini alan Münir Özkul, efsanevi Yaşar Usta sonsuzluğa erişti. Özkul, babasının vedasını olgunlukla karşıladı.

Özkul’un meleği babasına veda ederken, “Hakkında çıkarılan öldü haberleri belki de bizi bu ölüme hazırlamıştı” diyerek metanetini korudu

Bu haber toplam 1732 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.