1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. Vah ODA TV, Vah Aydınlık...
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Vah ODA TV, Vah Aydınlık...

A+A-
Gelin, hatadan dönün; artık sıkan, yoran ve hiçbir sonuca varmayan anlamsız tavrınızdan vazgeçin...

İşçi Partisi'nin yayın organı Ulusal Kanal ve Aydınlık Gazetesi ile aynı çizgideki ODA TV, günlerden bu yana "mal bulmuş mağribi gibi'' davranıyor ve 2007'de kaleme aldığım bir yazıyı manşetlerine çıkarıyor. "Bakın nasıl yakaladık, bakın nasıl yakaladık'' çocuksuluğuyla yayınladıkları o yazıyı ise bu kurumlara ''lojistik'' destek sunmayı görev haline getiren, bazı milletvekilleri gönderiyor.

22 Eylül 2007 tarihinde Gerçek Gündem'de yayınladığım o yazının başlığı,"Fethullah Gülen'e yeni rol mü?'' başlığını taşıyor. Yazıda, Ekmeleddin İhsanoğlu'nun da adı geçiyor. O gün kaleme aldığım yazıda İhsanoğlu'nun Gülencilere yakın olan Rumi Forum'un iftarına katıldığını, iftarda AKP MilletvekiliSuat Kınıklıoğlu'nun da yer aldığını not etmişim. Aynı yazıda, İhsanoğlu'nun Gülen Cemaati'ne mesaj götürdüğünü yazmışım...

ODA TV, Ulusal Kanal, İP, TGB ve sözde CHP'li beş milletvekili, bu yazıyı arşivden çıkarıp internette paylaşıyor ve "Bakın dün eleştirmiş, bugün destekliyor'' diyor... Bir kere o yazıda eleştiri yok, sadece durum tespiti var... Yani; yanlış daha ilk adımda başlıyor...

Yukarıda adı geçen kişi ve kurumlar, İhsanoğlu'nun cemaatin yemeğine katılmasının altında yine "derin ilişkiler'' arıyor. Allah aşkına; İslam Konferansı Teşkilatı Genel Sekreteri (İKT) İhsanoğlu, cemaatin değil deVoleybol Federasyonu'nun iftarına mı katılacaktı? İhsanoğlu'nun görevi, dünyadaki müslüman kurum, kuruluş ve kişiler arasındaki diyaloğu sağlamaktı... Görevlerinden biri de İslam dünyasına mensup kurum ve kuruluşların arasındaki irtibatın kurulmasıydı...

Benim 2007'deki yazımdan yola çıkarak "Bakın nasıl yakaladık?'' diye avunan CHP karşıtı cephe, buradan da eli boş döner... Sadece yazdıklarıyla kalırlar... Zira; onlara buradan bir malzeme çıkmaz...

Belli ki; onlar da bunun farkında ve bu yüzden sürekli yeni malzemeler arıyorlar... Sığındıkları bir malzeme ise, CHP'nin 2011 yılında Gerçek Gündem hakkında yayınladığı bir bildiri... 2011 yılında yayınlanmış o bildiriyi, ''yeniymiş'' gibi paylaşan ve internette dolaşıma sokmaya çalışan bir pespayeye, geçen gün şunu söyledim:

"CHP'nin 2011 yılında Gerçek Gündem'e yönelik olarak kaleme aldığı bildiri, benim bağımsızlığımın tescilidir... Sen bunu bile anlayamayacak kadar zavallısın...''

Aylardan bu yana CHP ve Kılıçdaroğlu karşıtı propaganda yapan aynı çevre, kendilerine "Vah vah vah...'' dedirtecek felsefi bir sefalet içindeler aslında...

Neden mi?

Bakın; aylardan bu yana, "CHP'nin yaptığı her şey yanlış'' diyorlar... CHP'nin attığı hiçbir adımı beğenmiyor, siyasi aklıyla alay ediyorlar... CHP'ye güvenmememezi istiyorlar... Ancak, Gerçek Gündem bu algıyı yerle bir edince, bu kez yine CHP'ye sığınıyor ve "Bakın, CHP 2011'de GG hakkında bildiri yayınlamış, sakın o siteyi okumayın'' diyorlar...

Beyler, hanımlar, arkadaşlar; karar verin: CHP'nin dediklerine inanalım mı inanmayalım mı?

CHP'nin yaptığı herşey yanlışsa, "GG'yi ciddiye almayın, okumayın'' diye yayınladığı o bildiri niye doğru olsun ki?

Yok eğer CHP'nin 2001'de söylediğine inanıyor ve değer veriyorsanız, şimdi neyi eleştiriyorsunuz? Sahi, içine düştüğünüz çelişkinin, felsefi sefaletin ve nelerden medet umduğunuzun farkında mısınız?

Bakın; CHP'nin bizim hakkımızda yayınladığı o bildiri, GG'nin bağımsız olduğunun en somut kanıtıdır. GG, gün gelmiş, CHP'yle de Kılıçdaroğlu'yla da ters düşmüştür. Ve bunu her platformda da dile getirmiştir. CHP üzerinden güç ve rant devşirmemiştir. CHP'ye yönelik haberleriyle tanınan bir sitenin, "Bizim Kılıçdaroğlu ve CHP MYK'sı ile hiçbir bağımız ve temasımız yok'' diyebilmesi kolay değildir. Türkiye'de birçok kişi, parti liderleriyle ne denli yakın olduğunu ispatlamaya çalışırken, GG bunun tam tersini yapmış ve bağımsızlığını yayınlarıyla göstermiştir.

GG'nin çizgisi nettir... Cumhuriyet'in değerleri, Atatürkçülük, laiklik ve devrimcilik olmazsa olmaz ilkelerimizdir...

GG'nin tarihinde, "Kemalizm köhnemiş bir ideolojidir'' diyen tek bir kişi bile yoktur... GG'nin hiçbir yazarı "Atatürk puttur'' dediği için hapis cezası almamıştır... GG, Uğur Mumcu'ya "CIA ve MİT ajanı'' dememiştir...

Geçmişte bunları diyenler ve yayınlayanlar, şimdi aynı cephede, aynı kara propagandayı CHP'ye karşı yapmaktadırlar... Daha düne kadar birbirlerini ajanlıkla suçlayanlar, CİA'ci, MİT'çi diyenler, şimdi CHP'ye karşı birleşmiş, hedef tahtasına GG'yi de koymuşlardır...

GG, sizin bu kara propagandanıza teslim olmaz, boyun eğmez ve geri adım atmaz... Bunu Gül, Erdoğan ve Gülen de başaramadı... Dün ne söylediysek, bugün de aynısını söylüyoruz.. Ya siz? Siz 80'lerin başı, 1990'ların sonu ve ''2000'e Doğru''da dile getirdiğiniz sözlerinizi sahipleniyor musunuz? Sahi sizin hangi sözünüze inanacağız?

GG'nin neden hedef seçildiğini biliyoruz... Çünkü GG, RTE'nin diktatoryasına karşı doğru bir çizgide durmuş, halka FETHULLAH GÜLEN İLE AKP SUÇ ORTAĞIDIR demiştir.. Peki; siz bunu neden söyleyemiyor ve tüm kabahati sadece güçten düşmüş CEMAAT'in üstüne yıkıyorsunuz... AKP'nin hukuk dışı uygulamalarını ve suç ortaklığını neden dillendiremiyorsunuz? Neden sadece CEMAATE yükleniyor ve havuz medyası ile aynı dili konuşuyorsunuz? AKP'nin suçlarını neden dile getiremiyorsunuz? Sahi; neden, neden, neden???

Biliyoruz; GG'nin etkisi kırıldığında, ulusalcı kitleyi istediğiniz gibi yönledirebileceğinizi sanıyorsunuz... O yüzden özellikle son bir haftadır, CHP'ye olduğu kadar GG'ye de yüklenmeye çalışıyorsunuz... Öyle ki; basın özgürlüğü açısından bir utanç vesikası olan o bildiriye bile sahip çıkıyorsunuz... O bildiriden dahi medet umuyorsunuz...

Yazık...

Yayınlarınızda, "Gürsel Tekin'e yakınlığıyla bilinen...'' diyor aklınızca imalarda bulunuyorsunuz... Evet, bu satırların yazarı Gürsel Tekin'in arkadaşıdır, dostudur, yakınıdır... Peki siz kime yakınsınız? Siz kimin dostusunuz? CHP'ye ve CHP'lilere neden bu kadar kin duyuyorsunuz? 

CHP karşıtı bu cephe, aslında ne dediğini de bilmiyor; ne diyeceğini de...

Bakın; ODA TV'deki arkadaşlar, İhsanoğlu'nun adaylığına karşı çıkarken, temel tez olarak "AKP'ye yakın, Erdoğan'ın kopyası'' söylemini dile getiriyor...

Peki; bu eleştiriyi dile getirenlerden ne beklersiniz? Mantık çerçevesinde baktığınızda, İhsanoğlu'nun anti - tezi bir isim önermelerini değil mi? Ne gezer... İhsanoğlu'nu "AKP'ye yakın'' diye eleştirenler, Cumhurbaşkanı adayı olarak Abdüllatif Şener'i öneriyor... Yani; AKP'nin kurucusunu...

Beyler, hanımlar, arkadaşlar, sahi siz bizim aklımızla alay mı ediyorsunuz?

Yeni aynı cephe, ''Cumhuriyetçiliği'' kimseye bırakmıyor ama Cumhuriyet'in ruhunu kavrayamadığını, içselleştiremediğini gösteriyor. İhsanoğlu'nun babasının Cumhuriyet'le yaşadığı sorunları gerekçe gösteriyor ve adaya şüpheyle yaklaşmamızı istiyor...

İşte bu kafa; Cumhuriyet'in C'sini bile anlamadığını gösteriyor... Bu kafa, Cumhuriyetçilerin neden azınlığa düştüğünü ortaya çıkarıyor...

Cumhuriyet; Osmanlı tarihe karışırken, bu ülkenin insanlarına önemli bir paye verdi: Birey ve yurttaş olma... Atatürk, kula kulluk edenleri ayağa kaldırdı ve onlara "birey'' olmayı öğretti. Hiç kimseyi, atasının, dedesinin, babasının ''günahları'' yüzünden cezalandırmadı. Bu topraklar üzerinde yaşayan herkese, ''yurttaş''ı olarak baktı. Ve medeni hukukun "suçun şahsiliği'' kuralını sağlam bir ilke olarak toplumsal yaşamımıza kattı.

Osmanlı'nın torunları bugün bile Atatürk'e her fırsatta şükranlarını sunar, Atatürk hakkında tek bir kötü söz etmezler... Sebebi; Atatürk'ün o ailenin mensuplarına hiçbir şekilde önyargıyla yaklaşmamasıdır...

Cumhuriyet'i savunma adına Cumhuriyet'in ruhuna fatiha okutacak bir anlayışla hareket ediyor, İhsanoğlu'nu sırf babasından dolayı suçluyorsunuz...Yazık...

Peki; İhsanoğlu geçmişte hiç mi hata yapmadı? Hiç mi bizi üzecek sözler söylemedi... Tabii ki söylemiştir.. Tabii ki yazmıştır... Ancak önemli olan bugün geldiği noktadır... Ailesinin büyük problemler yaşadığı Cumhuriyet rejiminin kurumları, buna rağmen İhsanoğlu'na kucak açmış, büyük bir özgüvenle davranmış, Cumhuriyet'i yönetmesi için aday yapmıştır... İşte Cumhuriyet'in fazileti budur ve buradadır... Atatürkçü CHP, ulu önderin özgüvenini bugün ortaya koyduğu uygulamayla göstermiştir.

Ki; İhsanoğlu da kendisine gösterilen bu güveni boşa çıkarmayacağını günlerden bu yana verdiği mesajlarla ortaya koyuyor. Atatürk'e yönelik minnetini, İnönü'ye duyduğu şükranı, Hacı Bektaş-ı Veli'ye duyduğu saygıyı tüm samimiyetiyle paylaşıyor... Ancak bu bile, CHP karşıtı cepheye yetmiyor... Kendi yurttaşına şüpheyle ve ''potansiyel suçlu'' gözüyle bakan devletçi anlayış, kendisini bu kez yayınlarda gösteriyor... İhsanoğlu'nun söz, eylem ve davranışları onları tatmin etmiyor... Öyle ki; MİLLİ MERKEZ Başkanı Cindoruk ile Tayyip Erdoğan'ın belalısı Vural Savaş'ın İhsanoğlu'na yönelik ''referansı'' bile yeterli gelmiyor...

İşte bu anlayış, Atatürkçülüğü bugün yüzde 20'lere hapsetti... Yurttaşından korkan, şüpheyle bakan, geçmişiyle yargılayan zihniyet, AKP'yi yüzde 50, BDP'yi yüzde onlara taşıdı... Kılıçdaroğlu'na ALEVİ olduğu için karşı çıktı, İhsanoğlu'na ise İslami gelenekten geldiği için...

Oysa ki; Atatürkçü bir pencereden baksalar, hayatın kendi içinde bir devinimi olduğunu; insanların değiştiğini ve değişebileceğini de anlarlardı...

Örneğin; bugün CHP'yi tarikatlarla kol kola girmekle suçlayanlar ve GG'yi hedefe koyanlar, çok değil birkaç yıl önce KADİRİ TARİKATI ile kol kolaydı. Aynı çevre,KURTLAR VADİSİ ve SAĞIR ODA gibi ilginç TV dizilerine imza atıyordu. (Oda TV'nin ismi de oradan gelmektedir.)

Ergenekon ve Balyoz operasyonları, o dizilerin yarattığı psikolojik zeminin ardından yapıldı. Halk, dizilerin etkisi yüzünden operasyonlara sesini bile çıkarmadı... ''Derin devlet temizleniyor'' diyerek operasyonlara destek verdi. Yine aynı cephenin neferleri, AKP'nin para kaynağı TOKİ'yi öven belgeseller çekti... O filmlerin ve belgesellerin en ağır bedellerini bu toplum ödedi; ödüyor... Ya aynı cephede yer alan Perinçek'e ne demeli? Perinçek, Atatürk ve Türk Ordusu ile ilgili buraya yazamayacağımız sözler sarf etti...

Biz şimdi hangisine inanalım? Dünküne mi, bugünküne mi?

Biz, bugünkü sözlerine inanmak istiyoruz... Ve size geçmişteki''günahlarınız''dan dolayı önyargıyla yaklaşmıyoruz, şans veriyoruz...

Peki bu şansı İhsanoğlu'na neden tanımıyorsunuz...

Siz değiştiyseniz İhsanoğlu da değişmiştir...

Bakın, yukarıda AKP'li bir milletvekilinin ismini yazdım: Suat Kınıklıoğlu...Kınıklıoğlu da o meşhur yemekteydi... Ama aynı Kınıklıoğlu, Mansur Yavaş'ın Ankara'yı kazanması için gece gündüz mücadele etti, CHP'lilerin yoldaşı oldu...Kınıklıoğlu da bugün Cumhuriyet'in korunabilmesi için CHP'lilerle aynı safta duruyor.

Gelin, bu hatadan dönün ve CHP'ye yönelik artık sıkan, yoran ve hiçbir sonuca varmayan anlamsız tavrınızdan vazgeçin... CHP'Yİ ZAYIFLATMAK, AKP'Yİ PKK'YI VE ÖCALAN'I GÜÇLENDİRMEKTİR...

Biliyorum; dost sohbetlerinde Kılıçdaroğlu'nu yetersiz buluyor ve "CHP'yi ben yönetmeliyim'' diyorsunuz... Kılıçdaroğlu'nu biraz da bu yüzden hedef tahtasına koyuyorsunuz... Ancak bunlar nafile çabalar... CHP delegesi ve tabanı, yoluna Kılıçdaroğlu ile devam etmek istiyor... Bunu 24 Ağustos sonrasında da göreceksiniz... 

CHP'yi Türkiye'de bu satırların yazarı kadar eleştiren kimse yoktur sanırım... Ki; bugün de eleştirmeye devam etmektedir. Ama bir yandan da CHP'nin kazanmasını istemektedir. Çünkü; bu sitenin tercihi bellidir: Cumhuriyet, Atatürk ilkeleri, demokrasi ve laiklik...

Gün; CHP'ye destek verme ve RTE'yi Çankaya'ya çıkarmamak için mücadele etme günüdür... Parlamenter sistemden yana olan bizler, RTE'nin başkanlığını engellemek ve seçimi CHP'nin adayının kazanması için elimizden gelen tüm çabayı göstereceğiz. Çünkü; CHP'ye kızıp sandığa gitmememin, aslında sadece AKP'ye değil, ÖCALAN ve PKK'ya oy vermek anlamına geldiğinin bilincindeyiz...

Peki ya siz? Sahi siz ne istiyorsunuz?

Doğrusu sizi anlamakta güçlük çekiyorum... Günlerden bu yana sadece ve sadece CHP'yi eleştiriyor, AKP'ye yönelik tek bir söz etmiyorsunuz... Bu tavrınızın kitlelerin dikkatini çekmediğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz... Tarih, sizi de bu satırların yazarını da not ediyor ve hepimize notunu vereceği o günü sabırsızlıkla bekliyor...

Bu yazı toplam 699 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.