1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Yargıda Dink davası krizi

Yargıda Dink davası krizi

Hrant Dink davasında Mahkeme, “Savcıyı konuları çarpıtmakla”, Savcı ise mahkemeyi “Sudan nedenlerle” iddianameyi iade etmekle suçladı.

A+A-

Hrant Dink davasında Mahkeme, “Savcıyı konuları çarpıtmakla”, Savcı ise mahkemeyi “Sudan nedenlerle” iddianameyi iade etmekle suçladı.

Hrant Dink Cinayeti kapsamında, çoğunluğu jandarma görevlilerinden oluşan 50 şüpheli hakkında hazırlanan son iddianame mahkeme ile savcılık arasında adeta krize yol açtı. İki kere iade sürecinden sonra, savcının itirazı üzerine üst mahkeme tarafından kabul edilen ve görülmekte olan Dink ana davasıyla birleştirilen iddianameyle ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Davaya bakan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi ‘Kanun Yararına Bozma’ talebiyle Adalet Bakanlığına başvurdu. Aydınlık’tan Gamze Çınlar’ın ulaştığı başvuru dilekçesine göre, mahkeme iddianameyi yazan savcıyı ‘olayları çarpıtmak’ ve ‘hakikat dışı’ kalmakla suçladı.

İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Gökalp Kökçü tarafından, aralarında FETÖ lideri Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz ve meslekten ihraç edilen Tuğgeneral Hamza Celepoğlu ile cinayet sırasında olay yerinde bulunduğu iddia edilen jandarma görevlilerine ilişkin hazırlanan iddianame tartışma konusu oldu.

Savcılık, 24 Nisan 2017’de iddianameyi davaya bakacak olan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi. Mahkeme, bazı şüphelilerle ilgili eksik delil toplandığı gerekçesiyle 8 Mayıs’ta iddianameyi savcılığa iade etti. Savcılık, iddianame üzerindeki incelemesini yaptıktan sonra 10 Mayıs’ta yeniden mahkemeye gönderdi. Mahkeme bu sefer, savcının ‘herhangi bir delil toplanmaksızın’ iddianameyi mahkemeye gönderdiği görüşüyle, 24 Mayıs’ta ikinci kez iade kararı aldı.

‘SAVCILIK FİLTRE GÖREVİ YAPMALI’

Mahkemenin 26 sayfalık iade kararında, şu ifadeler yer aldı: “Yeni Türk Ceza Adalet Sistemi’nde benimsenen, ‘kişilerin lekelenmeme hakkı’ ile ‘eksiksiz soruşturma ve tek celsede duruşma’ prensipleri uyarınca, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılarının makul sürede bütün delilleri toplamaları, sadece mahkûmiyetle sonuçlanacağını değerlendirdikleri hususları dava konusu yapmaları, beraatle sonuçlanacağını değerlendirdikleri eylemleri dava konusu yapmamaları, yani bir nevi filtre görevi yapmaları gerekir.”

Kararda, söz konusu yeni düzenlemenin davaların “tek oturumda bitirilebilmesini” temin amacıyla getirildiği anlatıldı. “Bunun gerçekleştirilebilmesi için de soruşturma safhasında tüm delillerin toplanmış olması gerektiği” kaydedildi. İade kararında ayrıca, “Yapılacak bir soruşturmada bir kısım kişileri mahkeme önüne çıkarmak, tek başına maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için etkili bir soruşturma yapılması gerekliliğini karşılamaz” denildi.

SAVCI: İADE SUDAN SEBEPLERLE

Savcı Gökalp Kökçü ise iade kararının iptali için 25 Mayıs’ta itirazda bulundu. Savcılığın 5 sayfalık itiraz dilekçesinde, mahkemenin iade gerekçeleri sıralandı. Savcı Kökçü özetle, ‘Mahkeme çok istiyor ve etkili görüyorsa, söz konusu delilleri yargılama aşamasında değerlendirebilir’ görüşünü savundu. İade gerekçelerinin ‘her türlü izahtan uzak’, ‘usul ve yasaya aykırı’ olduğunu iddia etti. Savcılığın dilekçesinde, şöyle denildi: “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünü en fazla tedirgin eden, kamuda görevli ve medyada konuşlanan şakirtlerinin deyim yerindeyse iş üstünde yakalandığı soruşturmaya ilişkin birleştirme talepli düzenlenen iddianamenin sudan nedenlerle iade edilmek istenmesindeki ısrarı anlamak mümkün değildir.” Bir üst mahkeme olan İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi de savcının talebini kabul ederek, iade kararının iptaline karar verdi. Böylece dosya, halen süren Dink ana davasıyla birleştirilmiş oldu.

‘KANUN YARARINA BOZMA’ TALEBİ

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi bir tensip tutanağı hazırladı ancak savcılığın itirazının kabul edilme kararının da bozulması için yeni bir adım attı. Mahkeme, ‘Kanun Yararına Bozma’ talebiyle Adalet Bakanlığı’na başvurdu. Bakanlığa yapılan başvuruda ise daha derinlikli bir soruşturma yürütülmesi gerektiğinin altı çizildi. Bazı sanıklar hakkındaki iddiaların eksik soruşturma ile tamamlandığı, 15. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının Anayasa ve CMK’ya aykırı olduğu iddia edildi.

‘SENİ SUÇLU SAYDIM’ YAKLAŞIMI

Bakanlığa yapılan 2 Haziran 2017 tarihli başvuru dilekçesinde, savcılık “subjektif bir yaklaşımla hareket etmekle” suçlandı, “Ben böyle kabul ettim/Seni suçlu saydım” yaklaşımı sergilendiği ileri sürüldü. Eksik olduğu değerlendirilen söz konusu delillerin mahkemenin önüne getirilmesi gerektiği, aksine yaklaşımların hukuki yaklaşımlar olmayacağı belirtildi.

‘GERÇEKLER ÇARPITILIYOR’

Savcının itirazında dile getirdiği görüşleri sert bir dille eleştiren mahkeme “hakikatle uzaktan yakından bir ilgisi bulunmamaktadır” dedi. Bazı şüphelilerin adlarının dahi iddianamenin anlatım kısmında yer almadığı belirtildi. Mahkeme dilekçesinde ayrıca, bir kısım iade nedenlerinin savcının itiraz dilekçesinde “çarpıtılarak konu edildiğini” öne sürdü. Dilekçede, savcının “hukuki olmayan bir üslupla” iade nedenlerini “sudan sebepler” olarak nitelendirdiği, mahkemeyi haksız yere itham eden bir tavır sergilediği ileri sürüldü.

BUNDAN SONRA NE OLACAK?

Adalet Bakanlığı, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin talebini kabul ederse nihai kararı Yargıtay verecek. Ancak talep reddedilirse, mahkemenin tüm itirazlarına rağmen iddianame kabul edilmiş olacak. Aydınlık’ın ulaştığı bilgiye göre, 14. Ağır Ceza Mahkemesi yakında duruşma günü verecek. Bakanlığa yapılan başvuru sonucu beklenmeksizin yargılamaya başlanmış olacak.

Odatv.com

Bu haber toplam 393 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.