1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. AKP'nin Abdullah Gül ve Ali Babacan'la pazarlığı!

AKP'nin Abdullah Gül ve Ali Babacan'la pazarlığı!

AKP'yi iktidara getiren ve bütün yıpranmışlığına rağmen defalarca seçim kazanmasındaki en büyük faktörlerden biri, toplum hafızasındaki yaşanmışlıklar.

A+A-

Baş örtüsünün bir sorun haline getirilmesi, 28 Şubat süreci, kısa ömürlü koalisyonlar ve ekonomik krizlerin etkisinin yeni siyasetlere, yeni siyasi yapılara yarattığı imkân, AKP'yi girdiği ilk seçimde tek başına iktidara getirdi ve yıllarca iktidarda tuttu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın son yıllarda siyasetinin ana paradigmasına, "Eski Türkiye-Yeni Türkiye" karşılaştırmasını oturtmasının bir nedeni de, söz konusu yaşanmışlıklar üzerinden iktidarını sürdürme eğilimidir. "CeHaPe zihniyeti" söyleminin altını bile, aynı yaklaşımla dolduruyor. İktidar partisine bu zamana kadar sağladığı faydaya bakıldığında, bu yaklaşımı pragmatist siyaset sınıfına koymamak mümkün değil.

Ancak ne var ki, AKP dönemine de hayatın ve siyasetin olağan akışının bir kaçınılmazı olarak yaşanmışlıklar damgasını vurdu, vuruyor. Dile kolay, koskoca 17 yıldır iktidarda AKP. Doksanlı yılların sonunda doğan nesiller ile 2000'li nesiller, AKP iktidarı ile birlikte büyüdü, büyüyor. Bu nesiller için yaşanmışlıklar sendromunda AKP döneminin mührü var. Dahası, Eski Türkiye'deki yaşanmışlıkların itici gücüyle AKP'ye oy veren insanlar da artık içerisinde bulunduğumuz dönemin yaşanmışlıklarını baz alarak uzaklaşıyorlar iktidar partisinden...

FETÖ ile önce birliktelik sonra hasımlık ve bu iki nokta arasında yaşananlar, çözüm süreci, adaletsizlikler, Suriyeliler, ekonomik buhran, işsizlik, kurulan yanaşma düzeni ve devletin parti hatta tek adam devleti haline gelmesi... Elbette ki bunların arasında cumhuriyet değerleri ve cumhuriyetin kurucu kadrosu ile kavgalı olmanın AKP siyasetine yansıması da var. Bütün bunlar, AKP dönemi yaşanmışlıklarının ana başlıkları.

İşte bu yaşanmışlıklar, tıpkı AKP'nin iktidara geldiğindeki gibi, şimdi de mevcut muhalefet partilerinin ve yeni partilerin toplum tarafından iktidar alternatifi görülmesini sağlıyor. Şurası şüphesiz ki, Erdoğan ve AKP'nin en büyük avantajı, artık en büyük dezavantajı oldu. Üstüne Erdoğan'ın artık yeni bir hikaye oluşturamaması ve gelecek vadetme yerine büyük oranda eskiyi mahkûm ederek kendi iktidar dönemini parlak gösterme siyasetinde ısrar etmesi de, AKP'nin oy kaybını daha da hızlandırıyor.

İktidar bu durumun farkındalığının verdiği korku ve telaş ile, dün medya aracılığıyla İYİ Parti'yi doğmadan linç ettirmeye, seçime girmesini dahi önlemeye çalışması gibi, bugün de kendi bünyesinden doğan oluşumlara da aynı yoğunlukta olmasa da ve biraz daha farklı şekilde aynı tavrı sergiliyor.

Öyle ki bir süredir Abdullah Gül-Ali Babacan cephesi ile pazarlık halindeler. İki taraftan elçiler bir araya geliyor. AKP cephesi başlangıçta "bu işten vazgeçin" noktasındaydı ama görüşmeler pazarlık müzakeresine evrilmiş halde. Henüz bir sonuç alınamadı ama Babacan'ın kuracağı partinin arkasındaki küresel destek, AKP'yi endişelendiriyor, bu oluşumu ciddiye almasında etkili oluyor. En geç Aralık 2019 tarihinde kurulacağı belirtilen Babacan'ın partisinin Ocak 2020'ye kalmasının arkasında bu pazarlıkların da ciddi bir etkisi var. Yeni partinin kuruluşu ikinci kez ertelenirse, kimse şaşırmasın...

Bu haber toplam 794 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.