Yoksul varsa, sosyal devlet yoktur

Yoksul varsa, sosyal devlet yoktur

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş; eğitimden dış politikaya, asgari ücretten ekonomideki gidişata gündemi Yeni Mesaj TV'nin youtube özel kanalına verdiği özel mülakatta değerlendirdi. BTP Lideri, "Yoksul vatandaşın olduğu bir devlet sosyal devlet olamaz"

YENİ MESAJ / DETAY HABER

 

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Yeni Mesaj TV'nin youtube özel kanalına verdiği özel mülakatta, "Yoksul vatandaşın olduğu bir devlet sosyal devlet olamaz" dedi. 

Yeni Mesaj TV'den Murat Çabas'ın sorularını cevaplandıran BTP Lideri, gençlere ilişkin soruya cevaben, gençlik konusunun çok önemli bir gündem olduğuna işaret ederek, şu kritik soruları yöneltti: "Bu konuda klasik bir soru vardır: Gençlerimizi eğitebiliyor muyuz? Gençleri eğitebiliyorsak, bu kadar kadın cinayeti niye? Madem gençleri eğitebiliyoruz, neden bütün gençler yurtdışına gitmek, oralarda kendilerine yeni fırsatlar oluşturmak istiyor? Gençleri eğitebiliyorsak, neden bu kadar apolitik genç var? Kadın cinayetlerini önleyemiyorsak, insanların ülkelerini terketmesinin önüne geçemiyorsak ve vatanına hizmet etmesini sağlayamıyorsak, bu 'biz gençleri eğitemiyoruz' anlamına gelmektedir."

Sınavsız üniversite neden gerekli

 

Türkiye'de ilköğretim ve lisede herkese eğitim imkânı sağlandığına işaret eden Baş, şöyle konuştu: "Üniversitede okuyan insan modelini niye mesele yapmıyoruz? Her insan lise okuyor da, neden üniversite okuyamıyor? Eğitim anayasal bir hak... Bizler buna rağmen sınavla öğrencilerin önünü kesiyoruz. Herkesin lise eğitimi alması bir hak iken, benzer şekilde üniversitede eğitim almaları da sağlanmalıdır. Biz arzu edersek tüm gençlerimizi üniversite mezunu yapabilecek altyapıya, akademik kadrolara, imkânlara sahibiz. Siz sınav yapıyorsunuz, 40 tane matematik sorusu soruyorsunuz, cevaplayanların ortalaması 2-3... 12 yıllık eğitim veriyorsun, ne öğrettin ki, bu çocuğu sınava tabi tutuyorsun, 17-18 yaşında başarılı ya da başarısız olarak sınıflandırıyorsun."

 

Eğitim ideolojik rant alanı olmamalı

 

Türkiye'de üniversitelerde demokratik ortamın olmadığını seslendiren BTP Lideri, "Ne yazik ki, bundan 2500 yıl önce Platon'un açtığı akademiyadaki demokratik ortam, bugünün Türkiye'sinden daha ileri seviyedeydi. Atatürk'ün ortaya koyduğu eğitim modeli, bugünkünden çok çok daha verimliydi ve insan yetiştirmeye odaklıydı. Mesele 'biz gençlerimizi yetiştiremiyoruz' değil aslında, maalesef 'biz gençlerimizi kaybediyoruz... Netice olarak tüm vatandaşlarımıza üniversite eğitimi sağlamakla mükellefiz. Onların nasıl bir modelle eğitim alacağını biraz da kendilerine bırakmamız gerekiyor. Gelişen çağda bu bir zorunluluk... Siyasetin müdahale etmemesi gereken alanlar var. Bunların başında da eğitim gelmektedir. Eğitim ideolojik bir rant alanına dönüştürülmemelidir" şeklinde konuştu. 

İşsizlik konusu çözümsüz değil

 

Türkiye'de issizlik ve istihdam konusunun Atatürk'ten bu yana hiç bir zaman çözüme kavuşturulamadığını dile getiren BTP Genel Başkanı, "Türkiye'de ücretler konusunda şu tespit yapılabilir: yiğit muhtaç olmuş kuru soğana... Türkiye'de kaynak çok ancak bunlar millet yararına kullanılmıyor. Biz asgari ücret konusunda her zaman parlayan parti olmuşuzdur. Ücretler ve ekonomi konularında sadece Türkiye'de değil, dünyada üstümüze kimseyi tanımıyoruz. Biz bir modele, ekonominin farklı bir bakış açısına sahibiz" dedi. BTP iktidarında asgari ücretin 10 bin lira olacağını vurgulayan Baş, mevcut asgari ücretle aradaki farkın devlet tarafından karşılanacağını dile getirdi. BTP Lideri, şunları söyledi: "Yaptığımız bir çalışmada 'bunun için bize lazım olan para 10 milyar dolar' sonucuna ulaştık. Bu kapsamda yapılan israfları ve gereksiz harcamaları sıraladık. Türkiye artık istihdam sağlayamıyor. Türkiye'de faizler yüzde 20'ye dayandı. Böyle bir ortamda işveren üretim mi yapar, faizden para mı kazanır? Faize yönelir. Bu ekonomi içinde sonuç almamız zaten mümkün değil... Milli Ekonomi Modeli'ne sarılırsak, biz buradan rahatlıkla çıkabiliriz. Öte yandan birey olarak yılsonunda kendimizi ekonomik olarak daha güçlü hissetmiyorsak, devletin açıkladığı rakamların hiç bir önemi yok. Bununla birlikte asgari ücret her artırıldığında alım gücümüz düşüyor. Bunun nedeni ise ekonominin ithalata ve ranta dayalı olmasıdır. Türkiye'de en kolay para kazanmanın yöntemi şöyle... Maalesef gençlerin yüzde 80'i de öyle düşünüyor. Şöyle 70-80 bin liraya bir araba alayım, o da üzerine 5-10 bin lira koysun, o zaman satayım. Böyle bir ekonomi olabilir mi? Böyle bir ekonomi yürütülebilir mi? Bir daire alalım - o da krediyle- beş sene sonra şuraya gelir... Arsa vesaire... Oysa olması gereken şöyledir: İşyeri kurayım, ortaya bir ürün çıkarayım, insanları istihdam edeyim... Ekonomi daha da büyüsün. Maalesef devlet de insanları bu noktaya teşvik etmiyor, ranta açık bir ekonomik sistem oluşturuyor. O zaman geçen yılki 2325 liralık asgari ücret, bu yılki 2825 liralık asgari ücretten daha kıymetli oluyor."

 

Çarpıcı tespit 

 

"Asgari ücret 4 bin TL de olsa, alım gücümüz artmayacaktı ki. Ne alabiliyoruz? Neye sahip olabiliyoruz?" diye konuşan Hüseyin Baş, "Yeni açlık sınırı rakamları açıklandığında asgari ücret, yine açlık sınırının altında kalacak. Bu noktada biz diyoruz ki, yoksul vatandaşın olduğu bir devlet sosyal devlet olamaz. O zaman yoksul vatandaş olmayacaksa, devlet o denklemi kurup, gerekeni vatandaşına verecek. Model budur... Bunun haricindekiler hiç bir şey değil. Bunu yapmıyorsanız siz sosyal devlet değilsiniz. Adını ne koyarsanız koyun... Kendi kendinize bir ekonomik çark oluşturuyorsunuz, yürümeye çalışıyorsunuz. Sonuç aynı sefalet, aynı yoksulluk, aynı hayal kırıklıkları... Dünyada bu Türkiye'ye has bir durum. Bu kadar kötü bir ekonomi yönetimi olamaz... Bunun çözümü bizim elimizde. Milli Ekonomi Modeli bu topraklar için yazılmış. Bunu Rusya ve Çin uyguluyor. Avrupa, Amerika uyguluyor, biz uygulayamıyoruz" dedi. 

 

Büyümenin yolu istihdam

 

BTP Lideri Baş, büyümenin yolunun istihdam oluşturmaktan geçtiğine vurgu yaparak, şöyle konuştu: "İstihdam tüketimi tetikler. Bugün her bir ferdin cebine ayda 10 bin TL girse, piyasa çarkları dönmeye başlar. Türkiye'de bir malın üretilebilme ya da ulaşılabilme sorunu mu var? Türkiye'de bir malın edinilebilme sorunu var. Temel problem bu... Ürün burada, alıcı ve satıcı burada lakin para yok! Üretimi destekleyeceğiz deniliyor. Tamam da bunu neyle tüketeceğiz? Tüketebilen vatandaşı devletin mekanizmalarını devreye sokarak oluşturmamız lazım."

 

Dış politikanın ana omurgası

 

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Murat Çabas'ın AB'den ABD'ye, Ortadoğu'dan Akdeniz'e dış politikada Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı açmazlarla ilgili sorusuna cevaben, "Türkiye'nin dış politikası, küresel bir kaç ülkenin iç politikası haline geldi" dedi. Baş, şunları söyledi: "O güçler ne karar almak istiyorsa, bizim dış politikamız ona göre şekilleniyor. Biz Suriye'de, Ege'de, Azerbaycan'da vesaire hangi alanda kendi dış politikamız uygun hareket ettik? KKTC'yi hiç bir ülkeye tanıtamamışken, dış politikadan bahsedemezsin. Doğu Akdeniz'den de bahsedemezsin. Dış politikada olmazsa bazı anlayışlar var: Güçlü bir devlet olacaksın, gerçek müttefiklere sahip olacaksın, her zaman ulusal çıkarlarını gözeteceksin. Bu temelin üstüne oturan bir dış politika oluşturabilirsek, güçlü bir dış politika olur. İç siyasette 'kol kırılır, yen içinde kalır'. Aynı toprağın evlatlarıyız. Lakin dış politika haysiyettir, şereftir. Orada kendini temsil edersin, orası hata kaldırmaz. Atatürk'e laf ediyorlar, Lozan Antlaşması'na laf ediyorlar. Lozan'daki başarının sadakasını Atatürk'ün vefatından sonra biz hiç bir alanda elde edemedik."

Kaynak: Yeni Mesaj Gazetesi

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Siyaset