Şantaj Gazeteciliği ve Gaziantep!

Gaziantep’in gündeminde birçok konu var.

Siyaset, ekonomi, aşı, pandemi tedbirleri vs.

Bu yoğun gündem maddelerinin arasına bir de bizimle yani yerel medya ile ilgili bir konu girdi.

Mesleğinin onurunu, namusu ve şerefi bilenlerin yüz karası.

Tehdit ve Şantaj Gazeteciliği!

Kanserli bir hücre misali vücuda hızla yayılıyor.

O nedenle biran önce neşterin vurulması şart oldu!

Kim vurur, nasıl vurur bilemem.

Ama bir süre önce MHP Milletvekili Sermet Atay bu konuyu gündeme getirerek fitili ateşledi.

Gerisi kime kalıyor?

Tabiî ki ilgili, yetkili kurum, kuruluş ve makamlara…

 

Unutmadan!

AK Parti Gaziantep İl Başkanı Mehmet Eyüp Özkeçeci birkaç kelam etmiş bu konuda.

Gazeteciler konuyla ilgili değerlendirmesini sormuşlar…

Kendisine bu yönde hiçbir şikayet ve duyum gelmediğini belirtmiş ve ‘Görürsem söylerim. Emniyete bildiririm’ demiş!

Hakkını yemeyelim…

Sağ olsun!

 

Yazıyı okurken, ‘Bu sadece Gaziantep’in sorunu değil’ diyenleriniz olabilir.

Evet haklısınız…

Ama bu iş Gaziantep’te son dönemde aldı başını gitti.

32 yıl oldu sektöre ilk adımımı atalı.

Kimleri gördüm, kimleri tanıdım bu camiada!

 

Kimlerin hiç hak etmedikleri halde bu mesleğin kaymağını nasıl yediğini, kimlerin mesleğin cefasını çekip, beş parasız bu diyardan göçüp gittiğine şahit oldum.

 

Gazetecilik yaparken, bağ evi, deniz evi, fabrika ortaklığı, OSB’de arsalar, son model arabalar, lüks sitelerde daireler, villalar alanları da gördüm.

TOKİ’den 15 yıl vade ile 2 artı 1 daire alanı da bu daireyi alacak peşinat bulamayan gazetecileri de gördüm!

 

‘İşini çevirene helal olsun’ diyenlerinizi de duyar gibiyim.

Birilerinin işini iyi çevirdiği kesin!

Bu işini çevirmek, mesleğini iyi yapmakla ilgili bir şey olsa emin olun ben de ‘Helal olsun’ derdim.

Ama değil işte…

 

Dününü, bugününü çok iyi bildiğim, parayı nasıl kazandığı hakkında da fikir sahibi olduğum öyle insanlar var ki şuan gazetecilerin arasında!

Peki, bu işin günahı sadece bu sözde gazetecilerin mi?

Tartışırım!

Korkanlara, kollayanlara, danışmanlık hizmeti alanlara, yol verenlere, yol gösterenlere de söylenecek çok sözümüz var elbet.

Ama şimdi onun sırası değil.

 

Şimdi bu işi ciddiye alıp, ciddi çözümler aramanın zamanı.

 

Zira bu gidişat hayra alamet değil.

Bu işe ‘Dur’ diyen çıkmazsa önü alınabilecek gibi de görünmüyor.

Asıl tehlike ne biliyor musunuz?

Bu işi şantaj ve tehditle yapanların gördükleri, itibar ve daha da önemlisi elde ettikleri kazanç sektörde kendine yol çizmeye çalışan genç arkadaşlarımızın da kafalarını karıştırıyor.

Demedi demeyin!

 

İtibarı gören, parayı kazanan bu tür insanlar olunca normal tabii ki…

Kenti yönetenlerle el ele, kol kola ve onlarla oturup, onlarla kalkan bu insanlar olunca kafaların karışması normal değil mi sizce de?

 

Bu konu öyle kenardan izlenecek, ‘Bana ne’, ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ denilecek bir konu değil hanımlar, beyler!

Kimse sağına dönüp kulağının üzerine, soluna dönüp salağa yatarak görmezden, duymazdan gelmesin.

Kimse karnından da konuşmasın!

Sakın kimse ‘Aranızda bu kişileri barındırmayın, kendi temizliğinizi, kendiniz yapın’ da demesin.

Bunu yıllardır söylüyorsunuz.

Ama yöntemin bu olmadığı ortada!

Biz bu sektörde 40 kişiyiz, kırkımız da birbirimizi iyi biliriz, biliyoruz.

Bu iş bizimle olacak gibi değil.

Hukuk lazım bir kere.

Polis lazım, yargı lazım!

Devlet lazım, devlet…

 

En başta Basın Savcılığının bu konuya hassasiyetle eğilmesi gerekiyor.

Şantaj, tehdit kokan, beklentiyle ve zorlamayla yapılmış haberleri iyi süzmeli ve bu işi biraz kurcalaması gerekiyor.

 

Sonra ne mi yapmalı?

Gaziantep’te son dönemde etkisini yitiren Ortak Akıl anlayışının bu anlamda devreye girmesi gerekiyor.

Birileri çamur, çirkefle uğraşırken, birileri kenara çekilip izlememeli.

 

Ortak kararlar alıp, ortak tavır sergilenmeli.

 

‘Üzerime çamur, çirkef sıçramasın’, ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ diyenler son sözlerim de sizlere…

Çevrenizde olup, bitenlere bıyık altından gülüyor ve bu durumdan keyif alıyorsanız ‘bugünlerin tadını çıkartın’ derim.

Zira o yılanın size ulaşması yakındır!

O yılan bulunmalı ve başı ezilmeli.

Siz de o yılanın kuyruğundan, boğazından, kafasından tutmalısınız!

Tercih sizin…

Emin olun o, ‘Bana dokunmasın bin yaşasın’ dediğiniz yılan gün gelecek sizi de bulup, sokacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar