Uyuşturucuyla mücadele ve “Samimiyet!”

İnsanlığın başının belası, kanayan yarası!

Terörün, anarşinin, ihanetin finans kaynağı!

Fuhuş, hırsızlık, cinayet, her türlü kötülüğün anası!

Ailelerin ocağını söndüren, gencecik hayatları daha baharındayken kışa döndüren illet!

Acı, gözyaşı ve tarifi imkansız dramlar…

Her biri acılarla dolu hayat hikâyeleri…

Kiminin merakla, kiminin arkadaş tavsiyesi, kiminin bunalım anında pençesine düştüğü zehir; uyuşturucu!

 

Uzun zamandır kaleme almak istediğim, beynimi kurcalayan, vicdanımı sızlatan bir konu bu.

Özellikle www.nrdhaber.com haber sitemizi kurduktan sonra Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’nden basına servis edilen bilgi notlarında dikkatimi çekiyordu.

Her gün haber merkezimize ulaştırılan bilgi notlarında mutlaka Gaziantep Polisinin uyuşturucuyla mücadelesiyle ilgili bir paylaşım var.

Bu mücadeleye bazılarınız medyadan, bazılarınız operasyonlar sırasında havada uçan polis helikopterlerini izleyerek, bazılarınız bizzat mahallenizde, sokağınızda, komşunuzun evine yapılan operasyonlarla tanıklık etmişsinizdir.

Aylardır, aralıksız devam ediyor operasyonlar ve onlarca, yüzlerce kişi yakalanıp, cezaevine konuluyor.

 

Buraya kadar her şey güzel!

 

Polisimizin uyuşturucuyla mücadele konusunda sergilediği üstün ve özverili çalışmalarını takdir etmemek mümkün değil.

Hepsini alınlarından, gözlerinden öpüyoruz.

Alkışlıyoruz ve sonuna kadar destekliyoruz.

Polisimizin, jandarmamızın, istihbaratımızın bu anlamda yürüttüğü çalışmaya, mücadeleyi asla ama asla küçümsemiyor aksine hayranlıkla ve takdirle takip ediyorum.

 

Ama ben şehrimdeki, ülkemdeki tabloya bakınca , ‘Gerçekten mücadele ediliyor mu, yoksa gölge dövüşü mü yapılıyor?’ demekten kendimi alamıyorum.

Eminim, toplumun büyük çoğunluğu bazı zamanlarda benimle aynı duygulara kapılıyordur.

Etrafımıza şöyle bir baktığımızda her yaştan, toplumun her kesiminden insanın uyuşturucu batağına battığını görebiliyoruz.

 

Peki, polis, jandarma, istihbarat bu illetle böyle mücadele ederken, başarıya ulaşmak adına nerede yanlış yapılıyor ya da eksik olan nedir?

 

Bu noktada, polis, jandarma ve yargının dışında uyuşturucuyla mücadele konusunda toplumsal bir bilinç oluşturulup, tüm kurum ve kuruluşların ortak hareket ettiğinden söz edebilir miyiz?

Bence edemeyiz!

Şöyle bir bakınız kamu- özel kuruluşlara…

Uyuşturucu madde bağımlısı olan bireylerin sayısında yaşanan artış, STK’ları ve kamu yönetimini bu sorun karşısında eşgüdümlü hareket etmeye zorunlu kılmışken, bu yönde bir birliktelik görebiliyor muyuz?

 

İnsanlık suçu olarak nitelendirebilecek uyuşturucu madde ticareti artık sınır ötesine geçerek uluslararası bir boyut kazanmış, birçok toplumun geleceğini tehdit ederken, bu anlamda toplumsal bir farkındalık için geç kalınmıyor mu?

 

Polis, Jandarma, istihbarat çalışıyor, yargı işini yapıyor…

 Peki, başta belediyeler olmak üzere azımsanmayacak miktarda finans kaynaklarını ellerinde bulunduran odalar, birlikler, dernekler bu anlamda ne yapıyor?

 

Bana göre parmaklarını bile oynatmıyorlar.

Ne yapıyorlar biliyor musunuz?

Göz boyuyorlar…

Havanda su dövüyorlar…

Uyduruk, kıytırık sözde projelerle topluma, sorumlu oldukları kesimlere ‘Bakın çalışıyoruz’ diyorlar.

Birçoğu, toplum yerine kendi ikballerine yatırım yapıyorlar…

 

Kaynaklar keyfi uygulamalarla yandaşı, arkadaşı, akrabayı memnun, mutlu ve zengin etmek üzere har vurup, harman savruldu, savruluyor!

 

Birisi de çıkıp, “Yahu neler oluyor. Polis, jandarma bu kentte aylardır uyuşturucu operasyonu yapıyor. Biz nasıl katkı sunabiliriz acaba. Suçlular yakalanıp, cezaevine konuluyor da, bu binlerce bağımlının hali ne olacak?” demedi.

Mesela “Gaziantep AMATEM ne durumda, neye ihtiyacı var, eksiği var mı, uyuşturucu ile mücadelede burasını nasıl daha etkili hale getirebiliriz?” diyen olmuş mudur?

 

Ben duymadım…

Anlayacağınız, körler sağırları, sağırlar körleri ağırlıyor bu şehirde…

Dertlenmiyor, kederlenmiyor, akıllarına bile getirmiyorlar.

Belki de getir(e)miyor, getirmek istemiyorlar!

Kim bilir belki de uyuşmuş insanlar ve toplum işlerine geliyordur.

Velhasıl kelam;

Bu kentin, bu ülkenin geleceği uyuşturucuyla başı dertte Dostlar.

El kadar sübyanlar, koca koca adamlar, kadınlar, kızlar bu uyuşturucu illetinin pençesinde inim inim inliyor!

Bizimkiler ne mi yapıyor?

İzliyor Efendiler, izliyor!

Tıpkı, ŞEY’in trene baktığı gibi…

Önceki ve Sonraki Yazılar