Eğitim-İş Başkanı Özbay, “Dogmatik Düşünceye Hapsedilen Bir Müfredatı Asla Kabul Etmeyeceğiz”

Eğitim-İş Başkanı Özbay, “Dogmatik Düşünceye Hapsedilen Bir Müfredatı Asla Kabul Etmeyeceğiz”

Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, Milli Eğitim Bakanlığının eğitimin Anayasası olan Eğitim Müfredatı’nı büyük bir gizlilikle hazırladığını belirterek, “Bakanlığı uyarıyoruz bilimsellikten uzak dogmatik düşünceye hapsedilen bir müfredatı asla kabul etmeyeceğiz” dedi. Müfredatta Cumhuriyet ve Atatürk Alerjisini Bir Kez Daha Göreceğiz Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan Müfredat değişikliği çalışmaları eğitim camiasında tartışılmaya devam ediliyor. Konu hakkında [...]

Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, Milli Eğitim Bakanlığının eğitimin Anayasası olan Eğitim Müfredatı’nı büyük bir gizlilikle hazırladığını belirterek, “Bakanlığı uyarıyoruz bilimsellikten uzak dogmatik düşünceye hapsedilen bir müfredatı asla kabul etmeyeceğiz” dedi. 

Müfredatta Cumhuriyet ve Atatürk Alerjisini Bir Kez Daha Göreceğiz 

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan Müfredat değişikliği çalışmaları eğitim camiasında tartışılmaya devam ediliyor. Konu hakkında açıklama yapan Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, Bilim ve Sağlık Haber Ajansı’na konuştu. Özbay, şunları söyledi; “Türkiye Cumhuriyetinin 100. Yılında  Cumhuriyet ismini kullanmaktan imtina eden Türkiye Yüzyılı sloganıyla Cumhuriyet alerjisini bir kez daha kanıtlayan anlayış, Eğitimin anayasası olan müfredat değişikliklerini de eğitimin bileşenleriyle paylaşmadan, büyük bir gizlilikle yürüttüğü ortaya çıkmıştır. Anlaşılan odur ki; gözlemlerimiz ve aldığımız duyumlara göre müfredatta ve öğretim programı ortak metninde Cumhuriyet ve Atatürk alerjisinin kendini göstereceğini bir kez daha göreceğiz. AKP iktidarında 22 yılı boyunca göreve gelen 9 bakan tarafından eğitim sistemi ve müfredat sil baştan değiştirildi. Yangından mal kaçırırcasına yapılan müfredat değişiklikleri her seferinde şeffaf olmayan bir süreçte, eğitim uzmanlarının, üniversitelerin ve demokratik kitle örgütlerinin değil, yandaş sendikaların görüşleri doğrultusunda hazırlanmış ve pilot uygulamaya gidilmemiştir”

MEB Müfredatı tartışılıyor

Eğitim Müfredatları Anayasa Kadar Önemlidir 

Müfredatlar ülkelerin en az anayasaları kadar önemlidir, eğitimin amaçlarıyla ilgilidir.  Bir toplumun ortak hafızasını ortak yaşama becerisini ortaklaşmasını müfredatlar üzerinden kurarız.  Müfredatların değişmesi için toplumsal yapılarda büyük değişiklikler olması lazım.  Bilimsel bir eğitim sisteminde müfredat değiştirme yerine, müfredat geliştirme kavramı kullanılır. Değişen durumlara uygun şekilde ortaya konulur, yenilikleri yakalamak için önce deneme okullarında uygulanır. Eğitimde müfredat geliştirme dünyada 19.yy’dan beri, Türkiye’de 1965’den beri lisans, yüksek lisans ve doktora düzeylerinde eğitim verilen bir bilim alanıdır. Bilimsel yöntemlerle çalışır. Müfredat hazırlama ve geliştirmede farklı alan uzmanlarının bilgi ve donanımlarını birleştirerek, bilim alanının ilkeleri doğrultusunda ve sistem yaklaşımıyla çalışıldığında başarıya götüren müfredatlara ulaşılabilir. 2000’lerin başına kadar MEB, müfredat çalışmalarında üniversitelerdeki uzmanlardan destek alır hem de Program Geliştirme uzmanlarını istihdam ederdi. MEB’de ciddi bir müfredat geliştirme birikimi oluşmuştu. AKP iktidara gelir gelmez bu uzmanları görevlerinden uzaklaştırdı ve yerlerine konunun yabancısı kişiler getirildi. 

Müfredat Talim Terbiye Kurulu’na Gönderildi Oldu Bittiye Getirilmeye Çalışılıyor

Bakan Tekin’in, müfredatta sadeleşmeye gidileceğini, öğrencilere gereksiz bilgi yüklemesi yapılmayacağını söylemesinin ardından, gizlilikle hazırlanan müfredatın Talim Terbiye Kurulu’na gönderildiği ve onay alınmaya çalışıldığı, bu müfredata göre yazılmış kitaplarla aynı anda oldu bittiye getirilerek yeni müfredatın yürürlüğe konulacağına dair duyumlar sendikamıza ulaşmıştır. Yeni müfredatta tüm derslerin ‘siyasal iktidarın kullandığı dini anlayışa göre’ anlatılacağı, anatomide bile çağın gerisinde kalmış kendilerine rehber edindikleri kişilerin görüşlerinin alınacağı ifade edilmektedir. Yine bir müfredat değişikliğiyle sadeleşmeyi çağdaş, bilimsel ve laik eğitimin son parçalarını da yok ederek yapacakları açıktır. Bu iktidarın derdi, çocukların eğitim hakkından yararlanamaması, eğitimin özelleştirilmesi, örgün eğitim dışında kalan çocuklar, çocuk yaşta evlendirilenler, çocuk işçiler, çocukların okullarda aç ve susuz kalması, cemaat yurtlarında tacize tecavüze uğrayan çocuklar değil, eğitimin tamamen dinselleştirilmesidir. 

MEB’i Uyarıyoruz Bilimsellikten Uzak Dogmatik Düşünceye Hapsedilen Müfredatı Asla Kabul Etmeyeceğiz 

Milli Eğitim Bakanlığı’nı uyarıyoruz, eğitimi bilimsellikten uzaklaştırıp dogmatik düşünceye hapsetmeye çalışan bir müfredatı asla kabul etmeyeceğiz, gizli saklı hazırladığınız “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretim Programı Ortak Metnini” bir an önce eğitimin bileşenleri ve kamuoyu ile paylaşın. Çocuklarımızın eğitimi, ülkemizin nasıl bir yere dönüşeceğini, içinde yaşayanların nasıl yurttaşlar olacağını belirleyecektir. Eğitim-İş olarak, tüm demokratik kamuoyunu, bu müfredat kabusuna ‘dur’ demeye çağırıyoruz! Bugün bu karanlık eğitim tablosuna rağmen, biz Eğitim-İş’li eğitimciler olarak, Cumhuriyet’in değerlerini, Atatürk ilke ve devrimlerini, bilimin ana konularını çocuklarımıza öğretmeye devam edeceğiz! Geleceğimize sahip çıkacağız!

“İktidarım Ne Dersem Yaparım” Anlayışı 

Bir program değişikliğinin sonucunu görmek için öğretim kademesinin sonuçlanması gerekir. Değiştirilen programlarla deneme okullarından mezun verilmesi gerekirdi. Bu mezunlardaki değişimler üzerinden bir karşılaştırma yapılıp yeni programların benimsenmesi gerekirdi. Yapılmadı. ben iktidarım, yaparım mantığı eğitim programlarına taşındı. İktidarım ne istersem yaparım anlayışı eğitim programlarında yapılan köklü değişikliklerle 2004 yılında başlamış ve sonrakilerde de devam ettirilmiştir. 2004 yılında iktidarın meşruiyet ihtiyacı vardı. Dolayısıyla değişikliklerle ilgili tartışmalar genel olarak kamuoyunun önünde yapıldı. İktidar güçlendikçe kararlar kapalı kapılar ardında alınmaya, müfredatlar taraflara duyurulmadan hazırlanmaya başlandı. Öğretmenlerin bile haberi öğretim yılının başında olmaya başladı. Ders kitapları tümüyle değişti.  Şimdi de iktidar kendince uygun bulduğu isimler üzerinden müfredatlar hazırlamakta. Bu değişiklikleri  bilemiyoruz çünkü süreç olması gerektiği gibi katılımcı ve şeffaf yürütülmüyor. Açıkladıklarında neler olduğunu daha net göreceğiz. Yusuf Tekin’in siyasal duruşu, eğitime bakışını iyi bildiğimiz için onay verecek makam da o olduğundan sonucun ne olacağını tahmin etmek zor olmasa gerek. Her bakan müfredatlara baktığında o müfredatların ideal insan tipini kendisi olarak görmekte.

Son Müfredat Değişikliği Bilimsel Değil Siyasi Bir Hamle 

Müfredat geliştirmeye, uygulanmakta olan müfredatı bilimsel yöntemlerle değerlendirerek ve ihtiyaç analizi yaparak başlanır. MEB’in 2005’den beri yaptığı hiçbir müfredat öncesi ihtiyaç analizi yapılmamış, müfredata uygun altyapı düzenlenmemiş, öğretmenler müfredatın uygulanması konusunda yeterince eğitilmemiş, müfredatın uygulanma sürecinde ve bitiminde sistematik değerlendirmeler yapılmamıştır. İktidarı boyunca müfredatı yapboza çeviren AKP, son müfredat değişikliğinde de bilimsel değil siyasi hamlelerle değişikliğe gitmiş ve çocuklarımızın dolayısıyla ülkemizin geleceği ile oynamıştır. Bugüne kadar her müfredat değişikliğini “sadeleştirme” olarak sunan AKP’nin, şimdiye kadar ki hiçbir değişikliğinde bunu yapmadığı aslında bunu hedeflemediği de açıktır.  (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) 



HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.