Siyasetin temelinde ahlâk ve maneviyat olmalı

Siyasetin temelinde ahlâk ve maneviyat olmalı

DİN-BİR-DER Genel Başkanı Muhittin Hamdi Yıldırım, Millî Gazete’nin Ramazan ayında okurlarına hediye edeceği ‘İslâm Toplumunda Siyaset Ahlâkı’ kitabına ilişkin sorularımızı yanıtladı

Din Görevlileri Birliği Derneği (DİN-BİR-DER) Genel Başkanı Muhittin Hamdi Yıldırım, Millî Gazete’nin Ramazan ayında okurlarına hediye edeceği ‘İslâm Toplumunda Siyaset Ahlâkı’ kitabına ilişkin sorularımızı yanıtladı. Siyasetin bir Peygamber mesleği olduğunu hatırlatan Yıldırım, “İnşallah bu kitabı Ramazan’dan sonra Millî Gazete’mizin okuyucuları ile birlikte Meclis’teki bütün siyasi partilerin üst düzey yöneticilerine ulaştırmayı planlıyoruz” dedi.

Millî Gazete, on bir ayın sultanı olan Ramazan-ı Şerif’te okurlarını faydalı bir eserle buluşturmaya hazırlanıyor. Millî Gazete ve Din Görevlileri Birliği Derneği’nin (DİN-BİR-DER) güç birliğiyle yayınlanacak olan ‘İslâm Toplumunda Siyaset Ahlâkı’ kitabı, Millî Gazete okurları tarafından heyecanla bekleniyor. Din Görevlileri Birliği Derneği (DİN-BİR-DER) Genel Başkanı Muhittin Hamdi Yıldırım Millî Gazete’nin sorularını yanıtladı.

“GÜNÜMÜZ ŞARTLARI BU KİTABI DAHA DA ANLAMLI KILIYOR”

Gazetemizde tanıtımı yapılan ve Mustafa Bilgen Hoca’nın yıllarca çalışıp yazdığı ‘İslam Toplumunda Siyaset Ahlâkı’ kitabını Ramazan hediyesi olarak Millî Gazete’nin okurlarına vereceğiz. Siz de, Din-Bir-Der olarak bu çalışmaya önemli derecede katkılar verdiniz. Bu konuyu bu dönemde seçmenizin özel bir sebebi var mıdır?

Evet, vardır; şöyle ki bugün içinde bulunduğumuz siyasi ve toplumsal atmosfer İslam inancı ve ahlâkı bakımından çok derin yaralar almıştır. Bu yaraların bir nebze tedavi edilmesi için elimizdeki bu muazzam eserin başta ülkemizdeki siyasilerimize, yöneticilerimize, her kademedeki vatandaşlarımıza bu eseri iyice tetkik etmeleri, anlamaları ve hayata geçirmeleri şartıyla önemli katkılar sunacağını ümit ediyorum.

“SİYASET, PEYGAMBERLERİN MESLEĞİDİR”

‘İslam Toplumunda Siyaset Ahlâkı’ kitabında siyasetin çeşitli tanımları yapılıyor. Sizce siyaset ne demektir?

Siyaset insan unsurunun bulunduğu ve yönetimin olduğu her alanı kapsayan peygamberler mesleğidir. Buna göre siyaset yüksek bir ideal olarak İslam dininde cihat farzının edasının gerçekleşmesidir. Bu bakımdan siyaseti şöylece tanımlayabiliriz; insanları idare etme sanatı, devlet yönetme, hükümet etme, kanun koyma, insanların dünya ve ahiret saadetine ulaşmaları için yapılacak çalışmalar bütünüdür.

Din ve siyaset ilişkisinde siz neler düşünüyorsunuz?

Bilindiği gibi din akıl sahiplerini kendi hür iradeleriyle her çağda hayra ileten ilahi kanundur. Siyaset ise insanları idare etme sanatı olduğuna göre idareciler nefislerinin arzularına göre bir siyasetle mi insanları idare edecekler. Yoksa Allah’ın buyurduğu tabi ve fıtri yasalara göre mi idare edecekler.

“EFENDİMİZ (S.A.V.) GÜZEL AHLÂKI TAMAMLAMAK ÜZERE GÖNDERİLDİ”

İslam’da ahlâkın kısaca tanımı nedir? Neden buna ihtiyaç var?

Bu konuda alimlerin yaptığı çeşitli tanımlar var. Ben şu tanımı önceliyorum. Ahlak dendiği zaman benim aklıma şu tanım geliyor. İnsanın ruh ve beden bütünlüğü içerisinde, kalbi ve fiili davranışlarını Allah ve Resulünün emrettiği istikamette hem kendinin hem toplumun kullanma yeteneğinin gelişmesidir. Bu konuda birçok ayet-i kerime ve hadis-i şerifler vardır. Ben bir ayet-i kerime ve hadis-i şerifi zikredeceğim.

“Muhakkak ki sen; büyük bir ahlâk üzerindesin.”  (Kalem-4) “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim. (Muvatta İ.M, Müsned İ.A.H.)

“SİYASETİN İKİ TÜRÜ: RABBANİ VE NEFSANİ SİYASET”

Siyaset kaça ayrılır?

Siyaset yukarıda belirtiğimiz tariflere göre ikiye ayrılır. Bunlar Rabbani siyaset ve nefsani siyasettir. Nefsani siyaset; kapitalizm, komünizm, liberalizm vb. batıl yapılanmalardır. Nefsani arzuların yönetimde gerçekleşmesini esas alırlar. Temelinde beş hastalık vardır. Kibir, hırs, haset, riya ve yalan üzerinden siyaset yapılır. Rabbani siyaset ise; peygamberlerin ve halifelerin uyguladığı ve kaynağını Allah ve Resulünün buyurduğu fıtrat ve doğal yasalardan alan siyaset yoludur.

“DİNİMİZ İSLAM’DA SİYASETİN ÖNEMİ BÜYÜKTÜR”

Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde siyaset ve yönetim ile ilgili kavramlar var mıdır? Bu kavramlar nelerdir?

Elbette vardır. Dinimiz şamil ve kâmil bir din olduğuna göre, dinimizin cevap vermediği bir hayat konusu yoktur. Bu bakımdan hem her şeyi kapsayıcı hem de her problemi her çağda çözen İslam, yönetim ve siyasetle ilgili kavramları da hem Kur’an-ı Kerim’de hem de hadis-i şeriflerde kullanmıştır. Bunlardan bazıları şunlardır. Halife, İmam, Ulu’l Emr, Emir, Mülk, Melik, Şura- İstişare, Ehliyet, Bey’at, Adalet, İtaat, Suç, Ceza ve benzeri kavramlardır.

Maneviyat ne demektir?

Müslümanın dünya hayatında; fert olarak toplum olarak ve devlet yönetim düzeni bazında yapacağı bütün işlerin tamamını dünyada ve ahirette vereceği hesabı düşünerek yapmasıdır.

“SİYASETİN TEMELİNDE AHLÂK VE MANEVİYAT OLMAK ZORUNDADIR”

Peki, ahlâk-siyaset-maneviyat ilişkisini nasıl kuruyorsunuz?

Bunu da insan yönetiminde oluşan gizli veya açık her türlü karar ve davranışların dünya ve ahirette hesap verilebilecek şekilde ortaya konmasıdır. Buna göre siyasetin temelinde ahlâk ve maneviyat yoksa o siyaset tamamıyla zulme ve sömürüye dönüşür.

“SİYASET VE AHLÂK, SEVGİ VE ŞEFKATLE HAYAT BULUR”

Yönetimde siyaset ve ahlak ilişkisi nasıl sağlanır?

Öncelikle yönetimde siyaset ve ahlak, sevgi ve şefkatle hayat bulur. Böylece barış ortamı oluşur. Bir de en önemlisi siyaset doğru sözlü olmakla güven kazanır. Sözünde durup vadettiklerini yapmakla da devam eder. Ahde vefa göstererek olgunlaşır. Adaletle devam ederek dengeyi bulur. İşleri ehline vererek problemler çözülür. Adil paylaşımla refah artar. Ümran olur. Böylece izzet ve itibar artar. Yeni bir medeniyet kurulur. Bunların hepsi yönetim, siyaset ve ahlakla ilgilidir.

Kaynak: Milli Gazete

“SİYASETTE AHLÂK, PEYGAMBERİMİZİ ÖRNEK ALARAK SAĞLANIR”

Kısaca siyaset ahlâkı neleri içine alır?

Öncelikle kalbi ahlâkı içine alır. Kalbi ahlâk da niyetle başlar. Hidayet, Basiret, Takva ve İhlas ile kökleşir. İkinci olarak fiili ahlâk ise, şahsi ahlâkı, Hz. Peygamberin (S.A.V.) örnek ahlâkını, kalbi ve fiili temizliği, her türlü kötülüklerden uzak durmayı, nefsi terbiye ederek iyi işler yapmayı kapsar. İlmi ahlâk ise, başta muhatabını dinleme adabını ve sırasıyla tartışma adabını, karar verme adabını, kararını savunma adabını içine alır. Mesleki ahlâk ise anlaşmalara uymayı emanete riayet etmeyi, işinde dürüst olmayı, çalışkanlığı ve israftan sakınmayı gerektirir. Siyasi ahlâk ise sözünde durup asla hile yapmayıp aldatmamayı, kim olursa olsun zulüm ve haksızlık yapmamayı, her hal ve durumda adaleti tesis etmeyi, haksız kazanç elde etmemeyi rüşvet alıp vermemeyi, görevini kötüye kullanmamayı, taraftarı olsun olmasın hiç kimseye iltimas geçmemeyi, kuvvetliden, çoğunluktan yana olmayıp her zaman haklıdan yana olmayı gerektirir.

“BU KİTABI SİYASİ PARTİ YÖNETİCİLERİNE ULAŞTIRACAĞIZ”

Son olarak ‘İslam Toplumunda Siyaset Ahlâkı’ kitabı hakkında ne söylersiniz?

Bu kitap benim yukarıdan beri zikrettiğim konuları bütün teferruatıyla okuyucularımıza sunmaktadır. İnşallah bu kitabı Ramazan’dan sonra Millî Gazete’mizin okuyucuları ile birlikte Millet Meclisi’ndeki bütün siyasi partilerin üst düzey yöneticilerine ulaştırmayı planlıyoruz. Bildiğiniz gibi Erbakan Hoca’mızın toplumumuzun her kademesindeki ahlâksızlıkları düzeltmek için ahlâk ve maneviyata gereken önemi vermemize vurgu yaparak, “En önde yürüyen bayrağımız önce ahlâk ve maneviyat bayrağıdır ” derdi.  Bu ana bayrağın ardından yukarıda sıraladığımız;  Şahsi Ahlâk, İlmi Ahlâk, Siyasi Ahlâk ve Mesleki Ahlâk gelir. Son olarak Hazreti Peygamber (S.A.V.) Efendimizin çok önemli bazı nasihatlerini okuyucularımızla gazetemiz aracılığıyla paylaşmak istiyorum. Belki biraz uzun oldu ama sabırlarını diliyorum.

Hz. Peygamber buyuruyor ki: “Benden sonra birtakım idareciler gelecektir. Kim onların yanına varır, yalanlarını doğrular ve haksız işlerinde onlara yardımcı olursa benden değildir, ben de onlardan değilim. O kimse kıyamet günü benim havzımın yanına yaklaşamayacaktır. Kim onların yanına varmaz, haksızlıklarında onlara yardımcı olmaz ve yalanlarını tasdik etmezse o bendendir ve ben de ondanım ve o havz başında bana kavuşacaktır.” (Tirmizi, Müsned)

“Üç gurup insan vardır ki Allah kıyamet gününde onlarla konuşmaz, onları temize çıkarmaz ve onlar için acıklı bir azap hazırlar. Onlar 1. Zina eden yaşlı adam, 2. Yalanı alışkanlık edinen devlet başkanı. 3. Kibirlenen Fakir.” (Müslim)

Peygamberimiz buyuruyor ki; “Kıyamet gününde verdiği sözde durmayan herkes için bir bayrak bulunur. Vefasızlığı ve dönekliği ölçüsünde yükseltilir. Haberiniz olsun ki milletin başına geçen kimselerin döneklik ve vefasızlığından daha büyük döneklik ve vefasızlık yoktur.” (Müslim)

Peygamberimiz buyuruyor ki; “Müslümanların idareciliğini üzerine alıp da onlar için çalışmayan ve onların iyiliğini istemeyen bir idareci, onlarla birlikte asla cennete giremez.” (Müslim)

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yaşam